20 Ağustos, 2008 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer AltunayKandil yazımdan sonra yine yol göründü… ve de görünsün… yaz bitimine az bir zaman var… değerlendirmek gerek… şöyle bir uzaklaşmak… kalabalıktan… dilediğini yapabilmek elinden geldiğince… huzurla oturabilmek  arkadaşlarla bir arada… ya da başbaşa kalabilmek kendinle… isteniyor, işte…

Cuma gecesi yolcu otobüsündeydim.. .çook uzaklara gidercesine… Tam bir saat süren yolculuk süresince de o duygumu yitirmedim… servis de vardı… yardımcı oldu… Özlemişim… uzakları…

Eşimin indiğim yerde bekleyişi… yine sürdürdü o duyguları… ara sıra iyi oluyor bu değişiklikler… tekdüze yaşamda… yeni bir soluk gibi…

Nazarlardan korkarak oturduk… yitiklerimizden arda kalanlarımızla… Parçalı ay tutulmasını izledik… tüm çıplaklığıyla… Marmara’nın koyu görünümünü ışığıyla aydınlatmasını bekleyerek…

Sıcaklar geç indirdi kıyıya… ama güneşi batırana dek oturduk… denize, sarıdan pembeye… renk armonisini sunduğu görüntüsü eşliğinde…

Gelişimin son günü…rüzgara da güvenerek erken indim,kıyıya…Çarşaf gibi derler ya öyle bir deniz…Gidince arkadaşlarım…yalnızlığı yeğlerim…Aslında yalnız değilim…yanımda elimden bırakamadığım Gül İrepoğlu’nun “gölgemi bıraktım lale bahçelerinde” kitabım… kağıdım,kalemim…ve kulağımdan gelen “Music For Zen Meditation” ve “Willie Nelson-Stardust-Complete album” eşliğinde…okuyorum…

O gölgesini bırakmış ya lale bahçelerinde…birazdan gerçek yaşamda nelerin bırakıldığı belirdi yanıbaşımda…Bir ablamız… bakıcısı yanında ama yalnız… sessizce oturuyordu…yan masada…Bir baktım yanımda…denize girmiş,çıkmış ve dayanamamış… paylaşacak… anımsattım ona O’nu…canını…Eşini yitirmiş…bir canı uzaklarda…ilgilenip, gidiyor…çünkü evi doyduğu yerde… bir canıysa,rahatsız…O okuyan,yazan canı…bakmalara kıyamadığı canını… zorunlu bırakmış…umarsız…Demişler ve yatırmış,baş edememiş…nereye önemsiz… önemli olan bırakmak zorunda olduğu gerçeği…

“Ne okuyor,yazıyorsun” diyor… dedim ya anımsadı…okur,yazardı….güzelim şiirler,kısa öyküler…ve çok da hassastı…”Ayağa kalkıyor ve sarılıyorum…gözünden süzülen yaşları siliyoruz…birlikte…”Özledim” diyor…”dönünce ziyaretine gideceğim”… Biliyorum… deniz, soğutmak için girdiği bir yer…içinin yanan alevini…güneş,parlamıyor artık…bakmıyor bile çevresine gören gözlerle…Tanıdığımda yine sessiz ve feveran etmeyen bir kişiydi,başa gelen çekilir modunda…yine öyle…içine attığı özlemleriyle…

Dağıldım…o an da…yazarken şu an da…Annelik…günleri aşan ve yıllara taşan duygular… bitimsiz…son nefese dek…Kitap ve yazının önemini yitirdiği an…

Dedim ya terazimin hassas dengeleri…Gerçekten salınmıyor…sallanıyor şu an… Gözümün önüne gelen… gençliği…arkadaşlarıyla paylaşımı…gazinoya gelişi…elinde yazdığı şiirleri…masada oturup çay içişi…ZOR…bir anne için çok zor…ve dua ediyorum…sağlığına kavuşsun…olmazları olur eden Allah’ıma…

Yaşamın renkli,sıcak ya da siyah, soğuk yüzü…ya da ne denilirse…ne yakıştırılırsa… yaşanıyor…paylaşılıyor…öyküler ayrı da olsa…yaşam paylaşılıyor…

Bir dolu birikenlerimi paylaşacağım…ama gün be gün…kimi kez güç geliyor ağırlıklar… yaşayan biz olmasak da…içten paylaştığımızda…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 21, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın