7 Ağustos, 2008 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer AltunaySabahtan beri salonda vitrin denilen eşyanın içini boşaltıyorum… sıra büfe adlı dolaba gelecek… beklemede… Uzun süre kullanılmayan ve arada bir gereksinim duyulacaklar… incecik kristal kadehler, mavileri, renklileri… kesme üç çeşit bardaklar… ve bir dolu başka çeşitleri,  bulaşık makinasına özenle yerleştirilmek üzere… tepsi üzerinde, kırılmasından korkularak mutfağa taşınıyor… çok kez gidip geliniyor… Kenarında ve deseninde yaldızları olanlar ayrıca elde yıkanıp kurutulacak… bir kenara diziliyor… süs için çeşitli aksesuarlar aynı özenli işlemde… Büfede yine aralıklarla kullanılacak tabak takımları ve benzer şeyler yine git gellerle temizlenecek… İşlemin bitiminde yine kırılmasından korkularak yerlerine yerleştirilecek… bir daha tozlansın da aynı koşuşturmacayı yaşayalım diye…

Artık yaşımdan mıdır nedir oldukça sıkıntı veriyor bu fazlalıklar…Evin bir köşesine kağıda yazıp yapıştırmışım… “fazlalıklardan  kurtul” diye…Aslında bu kilo olarak da,ev eşyası olarak da, giysi olarak da geçerli yaşamımızda…Giysi dolabıma bakıyorum…ya zayıflarsam diye ayırdığım elbise,etek,pantolon bekliyorlar bir köşede…olası mı girmek içine?… hayır… “Bir beden fazlalık yerleşmiş bedenine ve sen dar giymeyi sevmeyen birisin,öyleyse?”…bu soruyu kendime yönelttim…birkaç ay oldu ve henüz uygulamasına geçemedim…Neden de hazır…”kaliteli yerlerden alınmış… ya zayıflarsam”…o da olmuyor…eee! Kesin kararlıyım artık…nefes alma alanımı daraltan fazlalıklardan kurtulacağım…

Eski yazılarımı okumuşlar bilir…evlendiğimizde  çocuk yaştaydık…eşyanın bir önem ve anlamı yoktu…ve evimizde de öyle pek de eşyamız yoktu…sevmiştik birbirimizi,o yeterdi…Sonrasında nasıl bu çarkın içine girdim, bilemiyorum…eşim için yine bir iki giysi ve eşya yeterlidir,oysa…Çalış çabala ve eşyanın esiri ol…baş köşelerde onlar yer etsin… Vitrin adlı eşya baş köşede,zaten salon dar…kızıyorum, sessiz eşyaya…Yeni evlenecekler aynı tutkunun peşinde…her eşyaları tam olacak, öyle bir hırs…belki de ailelerden kaynaklanan… Bu kez de birlikte alıp,paylaşacakları olmuyor…başlıyor, başka sorunlarla uğraşılmaya…ya da alındıysa taksitle…ödeme güçlüğü gibi nedenler ön plana geçiyor…yine huzursuzluklar…

Genelde çoğunlukla,rahat ettiğim birkaç giysiyi seçiyorum…bir yere giderken…diğerleri beklemede…ne düşünerek aldıysam o an…Abiye giysiler için de aynı seçim söz konusu… Demek ki birkaç özenli seçim yetecek…de alışverişe çıkınca,bize bir haller oluyor… gözümüz  kamaşıyor mu ne?…Çanta tutkum da ayrı sorun…ille de ayakkabı ile eşleşecek… ama bakıyorum,kontras yapmış renklerle de oldukça hoş görünebiliyor…

Telefonla bir yere çağrıldım…yazıma ara vererek gittim… Semt pazarımız var bugün… dönüşte,hazır dışarı çıkmışken alışveriş işimi de bitirmek amaçlı uğradım…ve yazımın konusu bu olmasına karşın…yine de kendimi tutamadım…Örneğin üç tane tahtadan yapılma,ayaklarına ve kollarına kordonla yine tahta ayakkabı,el tutturulmuş…bir palyaço, bir pinokyo, bir de miki fare aldım…sallanan bir helezona bağlı…inip çıkıyorlar…öyle de sevimliler ki…yalnız bununla da kalmadım…yine kızgınlıktan, paçavra dediğim…bir iki parça giysiyi de aldığımı itiraf etmeliyim…Sebze,meyve mi?… bir ara gözüm onlara da ilişti de aldım,neyse… asıl pazara gidiş amacımın onları almak olduğu halde…

Bir yerlerde bir hata var…düzetilmesi gereken…ve de  ivedilikle…Tüketici toplum olmaya özendirilişimiz meyvelerini vermiş olsa gerek…Ben “fazlalıklardan kurtul” yazımın yanına… bir de “gereksiz alışverişe son”…da yazıp yapıştırayım…bir an önce uygulamaya geçmek üzere…Kesinlikle ve de keskinlikle yönelmeye bakmak gerek… üretici, değerlendirici  toplum olmaya…Kendimden başlamalıyım…bilinçli tüketiciliğe… “talkın”ı vermeden önce…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 17, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın