Daha kaç gün oldu ki yazalı “mülteci olmak” yazımı… Bir haber… 100 kaçak göçmen… bir tırda gelmişler kilometrelerce yolu… aç,susuz ve havasız… dökmüşler yollara sonrasında… umutlarını da katarak yanlarına… kimini cansız bedenleriyle… kimini korkularıyla bir başına… can mıdır bakmadan artlarına… aldıkları paralar, kor olup yakar mı düşürdükleri ateş gibi yüreklerine… yüreklerini…
Verilen bir görüntü yalnızca renkli camda… en çok birkaç dakikalık… yayının verilen süresince… Ertesi gün bir manşet…gazetenin diziminde açılan yere…Kimdirler…ya geride kalanları…gelmezse bir haber…başvuracak yeri bilemedikleri… Sonrasında yine umuda yolculuğu belki de umarsızca deneyecekleri…
Sarsıcı ve ders alınası olayların bu denli sıradan karşılanışı…üç dakikalara sığan yolculuğu… ve ardından başka güzel bir haberle unutmaya yönelişi…Bir iyi,bir kötü haber…ki yılmasın izleyenler…düşmesin umutsuzluğa toplum…
Gerçekler bu denli hızlı geçişler mi yaşıyor?…ateş düştüğü yerde bu denli hızla mı sönüyor?… yoksa kor olup…içten yakmayı mı sürdürüyor?…
Bugün bana yarın sana demiş mi atalar?…bir bildikleri vardır der miyiz…geri dönüşlerde?…öyleyse neden düşünmeyiz bir kez durup da yeniliriz geçiştirmelere?…
Aslında baksak,göreceğiz…uzaklara gitmek de gerekmiyor…koşulların zorladıkları bir adım ötede de olabilir…Doğduğun değil,doyduğun yer… de demişler… memleketin…Yok mu gelen o umudun peşine?…ve yatan sokaklarında…umut kentinin…dolaşan ortada çoluk çocuk…
İnsanlar…apayrı düşlerin peşinde…insanlar…apayrı yaşam biçimlerinde…kocaman uçurumlar…
Her bireyin istediği yaşamı sürmesidir dileğim…ve karanlıkların aydınlığa ulaşması…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 18, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın