Şener Şen’in bir filmi vardı… İlyas Salman’la oynadığı”Banker Bilo”… ne gülmüştük Almanya’ya kaçmak isteyen bir kamyon dolusu insanı kandırıp,yurdumuzun bir bölgesinde terk ederek gitmesine… trajikomik bu olaya… Sonrasında kıyılarımızda yabancı kaçakların aynı oyuna getirildiğini TV lerde görmüştük… ağlasak mı,gülsek mi bilemediğimiz bu duruma…
Bugün NTV de böyle bir yapıma rastladım… sonuna denk gelmişim… çabucak bitti… “Hareket Halinde Türkiye”…Nedim Hazar yapımı… Google da biraz araştırınca… sekiz bölümlük belgesel dizi olduğunu öğrendim.. .ve tümünü izleyemediğime üzüldüm…
Yemeğimi tabağıma almışım,TV nin karşısında bir şeyler izleyerek yiyeceğim…lokmalarım dizildi…Bir küçücük kız…annesinin göğsüne saklanmaya çalışıyor…yer yok…çünkü anneciği kendini gizlemekle uğraşıyor…kafası öne eğik,örtülerin altında…Bir başka küçüğün kocaman açılmış gözlerinde umarsızlıkla karışık ne olduğunu anlamamanın şaşkınlığı okunuyor…Küçük teknelere onlarca kişinin doldurulması nedeniyle oluşan feci kaza sonrasında…umutlarıyla birlikte siyah torbalar içine konulanların…taşındığı görüntüler…
Sığınmacı olanlarla söyleşiyorlar…Tanzanya’dan iki tüccar…Şöyle bir düşündüm…her ülkenin kendine göre değerleri var…orada konumları neydi ve hangi koşullarda insan ülkesini terkederek,hiç bilmediği bir ülkede şansını denemeye kalkışır?…buna iten nedenler ne olabilir?…Macera?…Daha iyi koşullar?…Hele küçücük çocuklarını da böylesi bilinmediklere sürüklemek…Onlar çok mu cesur?…çok mu umarsız?…
Kimi kez evimizden olur şikayetimiz…kimi kez yediğimizden, giydiğimizden… bulunduğumuz konumu da yakıştıramayabiliriz… ya da çok yiyerek şişmanladığımızdan diyet arayışına gidebiliriz…yüzümüzdeki ufak kırışıklığı,beğenmediğimiz bir uzvumuzu estetik yaptırma arayışlarına da…ucu yok…Bu arayışlar içinde bir kez aklımıza getirsek böylesi yaşantıları…hiç mi hiç önemi olmayacak düşüncelerin…sonuçlandığında getirdiği mutlulukla yetinilebilecek mi?…yoksa yine yeniden döngüleri içine mi girilebilecek?…
Bakmak,görmek…arasındaki ayrım…ve mutluluğun ne olduğunun ayrımına varılma gerekliliği…ne denli önem kazanıyor…Bulunduğu konumda küçük şeylerle mutlu olabilen kişiler…sürekli tükenmez arayışlarda olabilenler…umarsızca yaşama koşullarını iyileştirme umuduna girişenler… apayrı dünyaların…apayrı kişileri…
Ayrılamıyorum belleğimin kayda aldığı görüntülerden…Bitmek bilmeyen,mutluluk umuduyla yapılan tüketimlerin…geçici ya da anlık verilerinden kurtulabilmek…yeni yine yeniden döngüsünün aldatıcılığından…bilinçli tüketime geçebilmek…çevreye baktığımızda görebilmek…durumumuzun her saniyesinden şükretmeye varabilmek… ne denli önemli… mutlu olabilmemiz için…
Bakmak,görmek,elimizdekinin değerini bilmek,yetinebilmek… amacımız olsun… yaşamımızdan hoşnut olabilmemiz için… Yakmadan mutsuzluk ağıtları…yapmadan bir hareket…bir kez daha düşünmek…bir kez daha düşünmek…de…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 19, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın