Tek kelimeyle muhteşemdi… dolunayı izlemek… Önce hafif bir kızıllık beliriyor… karanlıkların içinden… ufacıktan büyüyerek yarım daireye dönüşen… yükseldikçe dolunayın oluştuğu… Lacivert gökyüzünde parlayan koyu sarı tam bir daire… Parlament mavisi gökyüzünde… sarı bir yuvarlak… bakmaya doyumsuz… onun ışığında oturduk sahilde… iki arkadaş… zor ayrıldık, o görünümden… istemeye istemeye… uykusuz ve üşümüş… ertesi geceye sözleşip…
Gün bizi öteki arkadaşımızla da buluşturdu…Paylaştık söyleşimizi,eğlencemizi…o da ne ki…belki bir,iki denize girmek ya da duş… ve gölgede oturup,eski günlerimizi anımsayıp… “aah! ne güzel günlermiş”e getirişimiz… Olsun şimdi de güzel…sağlıklıyız ve bir aradayız…Gece pazarı’na gitmeden olur mu hiç?…gidiyor ve dolaşıyoruz…Eski günlerin şaşaası yok…Dolaşan çok,alışveriş eden az…Neden her geçen zaman dilimi için söylenir…hep eksiye mi gidişler?…ama ben değil,bakıyorum…çocuklarım da aynı görüşleri paylaşıyor… arkadaşlarıyla söyleşilerinde…
Dönüşte yine kıyıya iniyoruz…dolunay günleri kısıtlı…bu güzelliğe hakkını vermek gerek… konuşuyor,susuyoruz…Bir köşeye gençler toplanmış…gitar çalıyor…bizim yanda nostaljik şarkılar…Türk sanat müziği…ortada buluşuyorlar…ikisi de duyulur durumda…çok sesli değiller…Bizim ve gençlerin uyuşmaya çalışma çabaları gibi…Yaşanmışlıklarınla… gördüğün hatalarını uygun dille söyleyeceksin…onların içindeki hevese ket vurmadan…orta noktada…iki tarafın sesi duyulacak…sonrası…uygun gördüğü müziği dinleyecek…Yapmadık mı zamanında?…yaşanacak ve bulunacak doğrular…Peki yazarken bu denli mantıklı gelenler…niye zorlar yaşanırken…bizden öncekilerin de yaşadığı ve onlardan öncekilerin de…Süreç?…Döngü?…
Yeni gün… gelen son arkadaşımıza kavuşturuyor…buluştuk…yıllar sonra yine,yeniden… Çok mutluyuz…okuyup,üfleyelim…nazar olmayalım…diye şakalaşıyoruz…ama içimizdeki kaygı gerçek…Ne denli bekleşmişiz bugünü…eksiklerle de olsa sarılıyoruz birbirimize… yine, yeniden kucaklaşıyoruz…birbirinin kuyusunu kazanlara inat…seviyoruz yirmibeş yılın dostluğunu…seçerek bir bütün olduk…şükür…ve gıptayla izlendiğimizin bilincindeyiz…iç kaygımız da ondan…hani, nazar falan…
Çok şükür sıklıkla gider oldum…güzellikleri yaşamaya…zorunlu verilen aralıklardan sonra… umarım atlatılmış zorlukların ardına…Getirisi ve götürüsü kestirilemeyen yaşamın cilveleri…arasına hoşlukların serpiştirildiği zorluklar…olmasa öylesi, dayanılası değil…Bu süreçleri de yaşayacağız ve döngüler de sürecek…varolduğundan bugüne dek oluşageldiği gibi…dünyamızın…
Marmara… her açıdan kaynayıp duran…ufak ve büyük depremlerle sarsılan… yükü ağır gelen İstanbul’um…Dönerken arkadaşımla…”burada doğmuş ikimilyon kişi olduğunu ve kalan milyonları gelenlerin oluşturduğunu” duydum haberlerde diyor…Yol ışıklı tabelalarda yazıldığı gibi…”akıcı,yoğun”…bu “Tem” …bir de E-5 i var bunun…aynı yoğunlukta…Tem çevresi bile ışıl ışıl ev dolu…E-5 i demeye gerek yok…zaten yol boyu sağlı sollu kaldırım…evlerin kapı önü gibi…Siteler…her bir evin bir köy nüfusunu geçtiği ya da yakınlarında dolandığı…Yeni yeni açılan yerleşim birimleri…artık ne adlarını bilmeye aklın, ne de izlemeye gözün yetmediği…
Yorgun geldim…öyle bastırılışlarla doluydu ki yüreğim… güzellikleri paylaşamadıklarımız adına…Yalnızca okuyabildim ruhlarına…öylece yanımızda varoldular…mutlu ve yorgunum demeliydim…aslında…ve öyleyim gerçekten…Göremezsek araya serpiştirilen hoşlukları…yaşamın zorlu yolunda yürümek olası mı?…
Umarım sıklıkla ve sağlıkla yineleriz…hepimiz…bir arada…
Her şey gönlümüzce olsun…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 43, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Ağustos 3rd, 2008 at 15:05
yorumunu yeni aldım çok teşekkür ederim sizin desteğiniz bana güç veriyor biliyorum olumsuz yorum yazanlar hiçbir emek harcamayan hiç becerisi olmayan boş insanlar . Sizide tebrik ediyorum çok güzel yazılarınız takip ediyorum başarılar…
Ağustos 4th, 2008 at 14:52
“sendedik”…’emeğe saygı’ dedim ve hep diyeceğim…Hepimiz kendi çabalarımızla bir yapıt ortaya koyuyoruz…değişik şekillerde…ve ellerimize sağlık…
Yazılarım için olumlu yorumunuza da teşekkürler ediyorum…
Sevgiler…