Eğer bir ya da birkaç gün uzak kalırsam yazmaktan… dostlarımla bağım kopmuş gibi oluyorum… Nete girdiğimde şöyle bir gezinip bağlantılarıma bakıyorum… iletişim içinde oluyorum…belki sessiz ama yine de haberli… yazıların buluşması diyorum bu ortama… ve çok da hoşuma gidiyor… Uzakların yakın olması…bir “tık” ve dostlar arasındasınız… ne güzel…
Baktım ikinci gün olmuş ve ben kısa günleri uzun etmişim…düşüncelerimde…Aslında güzel olaylara ulaşmış yoğun devinimler…sonu yorgunluğa da varsa…hoş olgular…Böyle geçmiş günlerim…ayrımsamaksızın ve yazamamışım…Bir alışkanlık edindiğimi de keşfetmiş oldum,böylece…”yazmak”…
Aslında yazabileceğimi hiç düşünmezdim…Lisede fen bölümünü seçme nedenim,ders çalışmamaktı…bir yazımda paylaşmıştım sizlerle…Fen dersleri çalışmadan da kolayca yapılabiliyordu…”Kompozisyon” dersimiz vardı yine de edebiyat dersi dışında… Öğretmenimiz bir konu verir ve kurallarına göre yazmamızı isterdi… Lakap takılmış bu öğretmenimize neden öylesi uygun görülmüş, hiç araştırmadım…Kısa boylu,takım elbise giyen bir beydi…acaba ondan mı?…bilemiyorum…Bazı arkadaşlar ondan hep yüksek not alırlardı…bense on üzerinden beşi zor…Bir gün yine bir konu verdi…dilediğimce ve özlü yazdım…kendimce…ve dört aldım…Çok gücüme gitti…çünkü on üzerinden on alanların yazılarını okuduğumda neden öyle aldıkları hiç anlaşılamıyordu…
Lise sonda altı dersten okul bitirme sınavlarına giriliyordu…biri de kompozisyon…Kendime bir kılavuz kitap edindim…”Yazım kuralları ve imla kılavuzu”…İçinde nasıl yazıya başlanır,araya paragrafların girişi…konunun açılımı ve bitişe geçiş…bölümlenmişti…iyi de bu yalnız kuralla olmuyor ki…yetenek gerek…İşte onun için bir açıklama yok…Sene içinde de yazılarım, zor geçer not alıyor…
Oldukça endişeli bir ruh durumunda sınava girdim…elimden geldiğince kurallara uyma çabasıyla…verilen konuyu içimden geldiğince yazdım…Yapacak bir şey yok…yazmak durumundasınız ve konu aklınızda şekilleniyor…ne fazlasını ne de azını biçimlendiremiyorsunuz…O an içinizden ne geliyorsa…onlar dökülüyor kağıda…
Sınavların tümü bittikten birkaç gün sonra…sonuçlar bildirilecekti…Okula gittiğimde öteki beş dersten geçeceğimi biliyordum ama kompozisyon…tamamen okuyan kişilerin yorumuna kalıyordu…oldukça hassas bir denge…denilebilirse…İnanın dostlar asılan listeye bakabilmek için…durulmamı bekledim…o denli bir heyecan içindeydim…Üstelik çevreyi dinliyorum…”kompozisyondan dökülmüşüz” sözleri kulaklarımda yankılanıyor…
Gücümü toplayıp,listenin asıldığı panoya gidebildim…ilk başta kompozisyon notum…”on üzerinden on”…inanamadım…sıralamayı boş verip…aşağıdan yukarıdan sayıyorum…hani satır kaydırıyorsam diye…Düşünemiyorum…ki adımın hemen yanıbaşında yazıyor notum…Sevinç ve inanmazlık arasında gittim geldim…öteki notlarıma bakmadan gidip,bahçede bir banka oturdum…Neden sonra yine panoya geri döndüm…okulumu bitirmiştim…Şaşılacak şeyse yıl içinde yüksek not alanlar…dökülenler gurubundaydı…
Bilemiyorum o günden kalan sevinç mi beni yazmaya yönlendirdi…Okumayı çok seviyorum…okumayı öğrendiğim gün bu çok açık belliydi…Sonraları sorunlarım olduğunda…birisiyle paylaşmak yerine yazmayı yeğledim…hep ama hep…çok uzunca süre…adı her ne ise…Şimdi iki işlem de benim için olmazsa olmazım oldu…okumak ve yazmak…öğrenme tutkumu da unutmamalıyım…
Kısa günlerin uzanımı…nerelere aldı gitti başını…Dostlarımdan uzak kaldım derken…neler çağrışım yaptı…İster yaştan desinler…ister başka sebep uydursunlar…ben hâlâ içimden geldiğince yazmayı sürdürüyorum…Ne demişler “insan yedisinde neyse…yetmişinde de odur”…Durun daha yetmiş olmadım…aaa! ![]()
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Yorum yapın