Bu uygulamanın…eski çağla -yeni çağla,buzul çağıyla-uzay çağıyla falan ilişkili olacağını düşünmüyorum…okuyup,üniversite yüzü görmekle ve de dışarıdan kibar,efendi görüntü vermekle de…insanın içindeki vahşet olarak düşünüyorum…her neye uygulanırsa…Benim için bir masaya,bir kediye tekme atmakla…bir insana tekme atmak aynı şey…çünkü o masanın da, zarar vereceği insan için ne denli değerli olacağı özenle seçilmiş ve tekmelenmiştir…ya da yanındayken kişi, öyle bir vurulmuştur ki…zaten kendi canı acır gibi olmuştur,içinin acısına karışarak…Git boşluğa salla tekmeni ya da suya sok kafanı…nasıl tanımlayamadığım bir duygudur bu…onlarca psikolog,psikiyatr varken başvurulacak…neden başvurulmaz da…o başlar başka yerlere savrulur…
Haberlerde izliyor ve gazetelerde okuyoruz…küçük çocuklara yapılan istismar ve işkenceleri…sızlayarak içimiz…Savunmasız canlara…yetmiyor yaşlılara…yetmiyor kadınlara …yetmiyor güçsüz erkeklere…ve aklımıza gelmeyen,hayal bile edilemeyeceklere…acımadan döverek işkence edenler,istismar edenler ve hatta yetinmeyerek canına kıyanlar…
Geçenlerde TV de bir programda istismar ve ensest olaylarını anlatan bir polisiye dosya izledim…Karanlıkta kalan yüzleriyle anlattılar…bence karanlıkta kalması gereken yalnızca yüzleri değil onların…kararmış beyinleri ve bedenleriyle…tümden gömülmeliler karanlıklara…kendi öz kızına bile acımayan iki ayaklılar…
Biliyorum konum dayak ama üstelik şiddetle yapılan üst paragraf olayları,izlerken beni dehşete düşürüp,haklarında şiddete yönlendirmişti…hiç acımaksızın hem de…ne kadar karşı olsam da…yenik düşmüştüm o anlatımlar süresince…
Bugün de gazetede okudum…üniversite bitirmiş evli bir çift…ve ölesiye dövülen bir kadın…önceden de yemiş dayağını eşinin…hâlâ da evliler…boşanacaklarmış…Kadının fotoğrafına baktım…ne de güzel…çocukları da varmış…o nedenle mi sürdürme çabalarında,bilinmez…Elbette karar onların ama bu sıkıntıyı yaşamanın ve yaşatmanın anlamı nedir?…
Dayak olmadan da sürdürülen…gibi(!) evlilikler…aynı evi paylaşan, birbirine yabancı kişilikler…verdiği acının dayak yemiş kadar etkili olabileceği varsayımı…ve iki yabancı arasında var olmaya çalışan çocuklar…aynı ölçüde acı…görünmez yaraların oluştuğu…onarımı güç…
Yıllar önce yardımıma gelen bir kadın vardı…güçlü kuvvetli…ve kocasından dayak yiyordu…kocası da ufacık tefecik,sıska bir adam…Ona kocasıyla konuşmasını öğütlemiştim…boşa gitti…yine dövüldü…Sonunda sen de onu döv,güçlü kadınsın dediğimde “ama o çok kuvvetli” demişti…bilemiyorum ama bir strateji geliştirilebilir bence…vazgeçmiyorlarsa dövmekten,böyle yapılabilir mi?…Peki bu denemelerde ve çabalamalarda çocukları ne yapacaklar?…Ben konuştum ama onlar öylece yaşantılarını sürdürüp gittiler…Üç çocuğu vardı…evlendiler,ikisi boşandı…diğeri mutsuz…
Bir de erkek olanı iki üniversite bitirmiş sevdiğim bir aile vardı…Eğer yemeğe gittiysek konuk olarak,sandalyemi tutar oturtur…sonra eşini aynı şekilde…sigara yakarken ayağa kalkar…eşinin omuzundadır eli,çoğu kez…çok saygılı, çok kibar bir bey…O nedenle eşime kaç kez çıkışmıştım,bak da kibarlık öğren diye…Yıkıldım…değer yargılarım yerle bir oldu…o hayran olunacak bey,aslında bey sıfatına layık değilmiş…Dış görünümün bu kadar aldatıcı olduğunu ilk kez ve acı olarak öğrendim…Karısını dövdü,hastaneye de götürdü ve ona baktı…evet baktı…hem dövdü hem de el üstünde tutup iyileştirdi…Sonraları uzak durdum…sanırım utandı artık…yaşlar da ilerledi…umuyorum,o ilk ve son olmuştur…
Bu işler nasıldır?…bilemiyorum…Allah da bildirmesin ama her okuduğumda ve izlediğimde gerçekten sarsılıyorum…Bir kula kalkan el…ne yakışıksız…İnsanlar konuşa konuşa,hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar…diye bir söz vardır değil mi?…Çoook eskilere dayanan bu sözü…çağımızda uygulasak artık…çoook bekledi…uygula(N)mayı…ve haketti…
Ah! iletişim…ne denli güçlüsün…Doğru iletişimin başaramayacağı şey yoktur…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 73, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın