Bu bir kitap adı…A.J.Cronin’in…bana ait…Altın kitaplar Basımevi/Birinci Baskı:Ağustos 1975 yazıyor…kapaktan sonraki ikinci sayfasında…Üçüncü sayfaya benim düştüğüm notsa “Bu kitap bir akşam iş dönüşü alınmıştır.Doğancılar semti……apartmanında otururken.Gece arkadaşlarıyla yemeğe giden eşim,eve biraz gecikeceğinden ‘yalnızlığım’ı giderebilmek için.”
Tam yirmiiki yaşındaydım…Sessizce gidişini onaylayıp, gecemi geçirecek arkadaşımı aramıştım…Gençlik Kitabevi,Hakimiyeti Milliye caddesinin Doğancılar Parkına çıkan yokuşun başlangıç yerindeydi…İş dönüşü İskeleden yürüyerek gelip,doğruca dükkana girmiş ve o an kendimi çok yalnız duyumsadığımdan,adı bana yakın gelen bu kitabı seçmiştim,arkadaşımı…arka kapağın üzerinde yazanları da okuyarak…Aynı sayfaya 27 mart 1982 de bir not daha düşmüşüm…yeniden okuma gereksinimi duymuşum besbelli…Bu not da “Benim en yakın,en içten,en sevdiğim dostlarım yaşamım süresince daima kitaplar olmuştur.Kanımca okumak kadar zevkli başka bir şey olamaz.”
Ne kadar kendi içine dönük bir kişilik…şimdi farklı mı?…hayır…oturan kişilikler değişmezki…Lise ikide kendine Betty Smith’in Katie’sini anne yapan kişi de aynı…yıl 2008 de bilgisayarın başında elindeki aynı kitabın sayfalarını karıştıran kişi de…Nasıl da oturmuş taşlar yerine kıpırdamaksızın…Silkinişlerdeki taşların yükseltilerle tekdüzeliği bozduğu görülebilse de…takılıp düşecek etkisi olmamıştır…gidilen yolda…
İlkokula başladığım yıldı…okulun en disiplinli öğretmenine düştüğümü söylediler,birlikte gittiğimiz ablalarım…ve bırakıp gittiler…bir başıma…Onun eğitimiyle büyüdüm…Okumayı sınıfta ilk başaran olmamdan ötürü,kapağı yeşilli İstanbul TRT nin bir kitabını armağan etti öğretmenimiz…ve “hayatta en yakın arkadaşın,dostun…kitaplar olacaktır”dedi…Şu an bile öyle net anımsıyorum…kanıma işledi bu sözler…damarlarımda geziniyor…fırsatını bulduğum her an diliminde okumayı sürdürdüm…yaşantıma renk kattım…böylece…Çok gezen olamadım…çok okuyan oldum…Kim çok bilir, bilemem…ama ben, ayakta kalabilmemi…. okumaya borçlu olduğumu bilirim…
Parlak öğrenci Desmonde Fitzgerald etkilemedi beni,kitabın başında…çalkantılı yaşamına üzüldüm okudukça ve dersler çıkardım…Benim için etkili karakter, azimle başarıya yürüyen Alec Shannon’du…Tüm roman Desmonde’yi anlatsa da Alec’in sessiz varlığının gerektiği zamanlarda ortaya çıkarak,gereğini yapmasına ve başkasına aşık olmasına karşın,eşine gösterdiği bağlılık…ve bekleyiş…yüceltmişti gözümde…
Bu yaşımda yine kendime dönüyorum…aynıyım…kıyaslayamıyorum bile şu an çoğu yaşananlarla…biz mi erken büyüdük…yoksa gençlik çağını aşamadık mı?…Ne denli hızla değişti değer yargıları…Ben eskiyi seçenlerdenim…hatta benim zamanımdan da eskileri…Hani yoldan geçenlerin, bir bağdan üzüm yediklerinde…parasını mendile bağlayıp,yedikleri dala astıkları…var mıdır şimdilerde?…umarım…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Yorum yapın