Dün dışarı çıkmak için hazırlanıyorum…Makyaj yaparken, aklımda bir yazının düşüncesi oluştu ansızın…Hemen harıl harıl kağıt kalem arayıp,not alma peşine düştüm…Bir de baktım ki açık olan ütü masasının üstünde…bir kağıda ufak ufak maddelerle notlar düşmakteyim…enteresan geldim…ben bile kendime…amma sarmış beni,yazar değilim ki kitabımın süregelmesine neden olacak önemli bir not olsun…bu değil ama u-nu-tu-yo-rum…
Mutfakta yemek yapar ya da uğraşırken bir şey gerekir…yatak odasından alınacak…ne alakaysa…uzun koridoru arşınlar,gelirim kapısına…boş boş bakar ne alacağımı unuturum…geri dönerim aklıma gelir…haydi bir daha dönerim…Aklımda başka şeylerin olduğu gün…bunu bir kaç kez yaptığım da olur…Geçenlerde buzdolabının kapağını açmış öylece bakarken buldum kendimi…işe yarayan biraz serinletmesi oldu…alacağımı unutmuştum…Arkadaşlarımla konuştuğumda yalnız olmadığımı gördüm…hatta bizden çok daha gençler de bile…nedir bu?…Unutkanlık mı enjekte edildik…çok mu yoğun yaşıyoruz bir şeyleri…
Allah’tan burada yazdığımdan…geri dönüş şansım oluyor…konuşurken ki gibi…ne diyordum diye sormuyorum…yazdığımı okuyup, ne yazıyordum…öğreniyorum…konuları dağıtmaktan da olabilir…Ne diye başladım yazıya…nereye geldim de…eee nasıl anlatacağım derdimi o zaman…not alıyordum da mı kalmıştım?…
Konuları bağdaştırışım da çok enteresan…Geçenlerde arkadaşımla telefonda konuşurken köy ya da kasaba geleneğiyle yapılan düğün,kına gibi etkinliğe merak saldığını söyledi…O da ne işte,ikinci kez öyle bir toplantıya gidecek…Şimdi benim aklım taa oralardan yıllar önce gittiğim bir köy düğününe atladı…Kadınlar oynayacak…biri ortada oynuyor,ötekini elinden çekiştiriyor…oturan direniyor…sonra zorla kalkıyor…Önce parmak uçlarıyla, isteksiz bir iki sessiz oynama hareketi yapıyor…daha sonra kollar ve omuzlara geçiyor o hareket…sonrasında beden de giriyor işin içine..oyun, havasını buluyor…ama her çekiştirilerek,zorla kalkan kadın önce bu hareketleri yapıyor…sonra canlanıp,ritimleniyor…Bunu oyunun parçası sanmıştım…değilmiş…”naz” mış…
Beni hiç sormayın…oynamak isterim de bir tarafı sakatlanmış diye hastaneye onarıma götürürler alimallah…hiç beceremiyorum…yıllardır eşim göbek attı…ben el çırptım yanı başında…ümitsiz vak’a diyebilirsiniz…Aaa bir aralar “step” yapmıştım,hayatımın tek sporu olarak…o günlerde millet oynarken ben de bir iki step sergiliyordum…ama slow dans dediniz mi orada varım…ve de slow müzik…
Nereden geldim ben bu dans işine…aklıma gelen yazıyı not alıyordum…derken baktım ki dans ediyorum…Tamam işte, geldi aklıma…köy düğünlerinde oynayan kadınlar gibi yazılarım da…ilk başlarda bir iki ufak ufak yazmışım…sonrasında kollar ve omuzlar gibi bir iki çıkış yapmışım…sonrasında şakır şakır oynar gibi şahlanıp dönüşmüşler yazıya…ama iyi, ama kötü…umarım oynamam gibi değildir…birden korktum…Üstelik daha azken yazılarım… arada bir okuyup durum değerlendirmesi yapardım…kıyasıya eleştirmek için kendimi…eee şimdi tümünü bir kez daha okuma olasılığım biraz güç…
Bu bir emek…severek verilen …benden kalacak olan geriye…okurlarsa oğullarım ve eşlerine ve de inşaallah ileride sahip olacakları çocuklarına…Bir kez daha dile getirmiştim bunu…toplayıp dönüştürsünler,somuta diye…Umuyorum okuyup birinden biri…yüklenecek bu işi…olmadı, iş yine bana düşer…
Şu hastanelerde dolaşa dolaşa belli ki terazimin kefelerinde dalgalanmalar oluşmuş…en iyisi doğru moral bulmaya, dışarıya ufak ufak yol alayım…örneğin deniz kenarına…haydi marş marş komutuyla…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın