Avrupa yakasındaydım bugün…İki yaka arası geçişler yapıyoruz sıklıkla…İstanbul koccaa şehir…bir o yana bir bu yana…geçişler…sürekli…Eskiden okula ve işe gidişlerimde,iskelede vapur beklerken onlarca insanın vapurdan inişlerini ve de onlarca insanın vapura binmek için beklediğini gördükçe…neden evlerini taşımadıklarını düşünürdüm…böyle yolda zaman yitireceklerine…kendim de içinde olarak…İleri sürülen sebepler hazır…ya aileye yakın olunacak,ya alıştığın semt de ondan…gibi şeyler…O zaman harca zamanını derdim içimden ama yalnızca iş ve okulla olmuyor…gerekiyor bir şekilde gitmek ve yollara düşüyorsunuz…trafik,kalabalık…keşmekeş…en güzeli vapurla yolculuk kısmı da yalnız onunla olmuyor…ne yazık ki…
Soluklanmak için oturduğumda iki turist gördüm…aslında bu aralar sıkça ve çokça görüyorum…Bu iki turist de bir şeyler atıştırmak için oturmuşlardı ve kadın olanı yakınlarda kuaför olup olmadığını sordu… Avustralya’dan gelmişler;erkek olanı kendi için Avustralya-Avustralya,kadın içinse İran-Avustralya diye tanıttı…İstanbul’un çok güzel olduğunu söyledi…ama kalabalık…”Yeni Zelenda çok sakin” diye ekledi…Bir küçük sırt çantası adamın sırtında…kadınınsa taşıdığı hiçbir şey yok…Adamın ayağında lastik bir pabuç,üstünde tişört ve şort…kadınınsa bir tokyo ve incecik bir elbise…Kendi çantamın içindekileri düşündüm…taşımaktan kolumun düşecek gibi olduğu…yok yok…iğneden ipliğe hani derler ya “bir ben eksiğim”…eh! ben de yanındayım…öyleyse yok yok…Giysiler desen özenli,içinde rahat mıyım?…oradan yırttım…rahatım…ayakkabımsa…eh idare eder…çünkü topuklu…
Düşünüyorum da tatile giderken de onlarca giysi,ayakkabı,ıvır zıvır doldururum…Bir bölümü giyilmeden geri gelir…”ya gerekirse”lerim yok mu?…bugün o iki turisti görünce “örnek olsun” dedim kendime… Gittiğimiz yerde bile gezintiye çıksak “tam teçhizatlı kamereman Rıfkı”şeklinde olurum…Yok öyle fotoğraf falan çekmek için değil…”ya gerekirse”lerim yüzünden…Eşim eskiden çanta kalabalığıma şaşar,biraz boşaltmamı söylerdi…Baktı ki dinleyen yok,evdeki aksesuarlardan koymaya başladı içine…Hiç farketmeden onları bile taşıdım,o kalabalık içinde…ama gördüğümde kızılca kıyameti kopardım…Epeyce uğraştı benimle ve pes etti…ben de kendi yükümü taşımayı sürdürüyorum,söylene söylene…
Evde kocaman bir kağıda yazılmış “fazlalıklardan kurtul” yazım var…Yataktan kalkınca bile görebileceğim bir yere yerleştirdim de uygulayamıyorum…Babaanneme kızardık,her şeyi biriktiriyor diye…ileriyi göremiyormuşuz o günlerde…örnek modelim…nur içinde yat…torunun o yolu aştı…beteri…Anılarım diye her yer benim olmuş…kitaplarım diye de…çalışma defter ve kağıtlarım… mmm…mmm…mmm…
Geçenlerde de bir otobüs dolusu turist indi…otururken yine bir yerde…Başka bir ülkede gezmeye çıkmışlar,ellerinde bir fotoğraf makinası,bellerinde bir çanta…Acaba “ya gerekirse”lerini otobüste mi bıraktılar?…Bunu düşündüm…oturduğum yerden bir tek bu ilgimi çekti….”nerede onlar”…Selahattin Duman’ı sürekli okuduğumu hep yazarım…Bir market kuyruğunda önündeki kadının çantasının içinden cüzdanını dakikalarca bulamayışını anlattığı gün,çantamı boşaltmaya karar verdim…de bir yıl mı oldu ne o yazıyı okuyalı…Olacak olacak…bir gün mutlaka…En siniri de çalan cep telefonunun sesini duyup ona ulaşamamak…Nereye gider,en diplere sıkışır…ara ki bulasın…bulana kadar,arayan ulaşmaktan vazgeçer,bulduğunuz anda susar…
Bir gün de kuruyemişçide savaş verdim…cüzdanım yok olmuş…çalınmamış da çantanın içinde yok olmuş…Adamcağız tezgahında yer açtı…ara tara,güç bela ulaştım da parayı ödedim…”abla ne koyarsınız bunların içine,aradığınızı bulamazsınız,hep kadınlar sizin gibi arıyor”dedi de tek olmadığımı öğrenince içime sular serpildi…rahatladım ve yine aynı bavul çantamla dolaşmayı sürdürdüm…
En zoru da gece bir yere giderken…minicik bir el çantasına sığıştırmak…O küçücük hücre gibi bir yere ne sığar…çok zorlanıyorum çook…evde bıraktıklarıma gözü yaşlı bakacağım neredeyse…ama umarsız bir şekilde bakışıp ayrılıyoruz…
En kısa sürede çözüm getirmem gerek…biliyorum…da nasıl?…Bir kağıda gerekliler,en gerekliler,en en gerekliler diye yazıp elemeye mi çalışmalı?…yazının sonunu getiremiyorum…eleme sözü bile şaşırttı…neyi eleyeceğimi bulamıyorum…ne zormuş bu iş…………. ![]()
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 43, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Haziran 3rd, 2008 at 21:23
Bayanların çantası ve tatil bavulları, çok bilinen ulusal bir sorun. Bu konu açılınca veya çanta, bavul açılınca, taşınan eşyaların çoğunun gereksizliğinden söz edilir. Ne var ki insan, alışkanlığından kolay kolay vaz geçemez. Aile ortamında bu konu çok tartışılır. Gayet güzel bir konuyu işlemişsiniz, keyif ile okudum. Ellerinize sağlık, iyi akşamlar..
Haziran 3rd, 2008 at 22:50
Merhaba “tatlar”…
Biliyorum…ulusal sorun…aile ortamı tartışması da yaratıyor…konuyu da toparlanabilmek için yazıya getirdim…amaaa…. o-la-mı-yor…bizler böyle benimsenmeliyiz…bir gün kendi isteğimizle alışkanlığımızı bırakana dek…
Teşekkürler yorumunuz için…Sağlıcakla kalınız…