Lise yıllarımdı…20 Temmuz 1969 da radyoya yapışmıştım adeta…Neil Armstrong Ay’a ilk inen insan olacaktı…ne heyecanla gerçekleşmesini dinlemeye çalışmıştım…ve indi ,ilk adımlarını atıyor denildiğinde…durduğum yerde alkışlayarak,zıp zıp zıplamıştım…(Sonraları komplo teorisi de denerek,kafalar karıştırıldı…ama çok sonraları)…Artık mehtaba bakmak,benim için romantikliğin dışına çıkmıştı…gördüğüm şekillere bir anlam kazandırmaya çabalıyordum aklımca…ve “astronomi mi okusam?” der olmuştum…Şimdiki gibi internete gir,tıkla,tüm bilgi ve fotoğraflar önüne gelsin…nerede…Ancak kütüphaneye gidip,ilgili kitapları bularak okur ve resimlerine bakardık…
Yazlık evimizi aldığımızda…arkası tarlaydı…göz alabildiğine…daha mantar gibi biten binalarla dolmamıştı…Gece oldu mu yıldızlar kocaman ve parlak görünürdü gözüme…şehirden uzak,sessizlikte… sokak lambalarının olmadığı ortamda…Çocuklarım uyuduktan sonra tarlaya bakarak,bir uzay aracının inmesini dilerdim…O aralar sıkça filmler yapılıyordu ve tarlalara inip garip şekiller yapan uzaylıları okuyorduk…Çok bekledim ama gelen giden olmadı…Uzaylılar bizim oralara uğramadılar…
Tübitak’ın Bilim Teknik Dergisi evimizin olmazsa olmazı oldu uzun yıllar…çocuklarım da bu ilgimi paylaşır oldu ve biz, bir sonraki sayıyı sabırsızlıkla beklerdik…şimdi netten dilediğimizce okuyabiliyoruz… Ev işlerimi yaparken aldığım molalarımda,kahvemle sevgili PC min başına geçiyorum çoğu kez…hemen ilgili sayfalarımdan okuyorum,dergimi…Geçen yıl Mc Naught kuyruklu yıldızının 12 ocak 2007 de Güneş’e en yakın konuma geldiği zaman çekilmiş fotoğraflarına bakmıştım…1997 de gözlenen Hale-Bopp’tan sonra, son 30 yılın en iyi görünen ve en parlak kuyruklu yıldızıydı…Evimde donanımlı bir teleskobumun olmasını çok isterdim doğrusu…
Dün de 4 Ağustos 2007 de Nasa’nın uzaya fırlattığı Phoenix (Anka Kuşu),tam 10 ay süren 711 milyon kilometrelik yolunu tamamlayıp Mars’ın kuzey kutbuna iniş yaptı…ve ilk fotoğraflarını da gönderdi…Son gün bu projede çalışanlarla bir röportaj yapmışlar…TV de izledim…nasıl heyecanla bekliyorlardı,uzun yıllar verdikleri emeklerinin sonuçlarını…Önlerinde onlarca izleme ekranı açık…döner sandalyede oturanlardan…projeye katkıda bulunanlardan biri olmayı isterdim… ve başarıyla indiği andaki haklı sevinçlerine ortak…Yine aynı heyecanı duyarak bekledim ama o ortamdaki duygu selinin,coşkunun daha farklı olduğunu duyumsuyor insan…Bakalım Mars hakkında ne tür bilgiler edineceğiz…bize açıkladıkları kadarıyla…doğal olarak…
Her yıl Dünya’mız,Güneş yörüngesinde dönerken Güneş Sistemi’ndeki Perseus Takım Yıldızı arasından geçerken Perseid meteor yağmurlarını gözlemleyebiliyoruz…Temmuz ayının sonuna, ağustos ayının başına denk gelen bu yıldız yağmuru…eşsiz bir şölen ama ışıkların yoğun olduğu ortamlarda…gece olmasına karşın gündüz gibi aydınlık olduğundan…pek anlaşılamıyor…Bir kez yazlıkta ışıklar kesilmişti ve biz deniz kıyısında, gazinoda oturuyorduk…muhteşem görüntüler yakalamıştık…
Yaşamımın her anında değişiklikleri izlemek…başkaca ufuklar açar önüme…tekdüze gidişler sıkıntı verir… doğamda var…Güçlükler karşısında kendime bulduğum çözümlerden biri…yeni şeyler öğrenmeye yelken açmaktır…Aklım pupa yelken giderken…sorunlar geride kalmaya zorunludur…Aslında yanıbaşında yürüyorlar da… nasılsa çözümler üretilip,sonuçlanmaya koşullular…her an ilgiyi üzerlerine toplamasalar da olur…Bu da benim soluk alış tarzım…öğrenerek dinlenmek…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 92, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Yorum yapın