Hafta sonunu dinlenmeye ayırdım…İstanbul içi sayılıyor ama adı yazlık…yetmiş km.lik yol altı üstü gittiğim…Temiz bir hava karşıladı beni ve de sessizlik…doğa,kuş sesleri…deniz manzarası eşliğinde…Yağmur ve soğuk kıskandı sanırım…onlar da geldi…gitmek de bilmediler…Onlara karşın iyi ki gitmişim… değişiklik… iyi geldi…Giderken otobüste yanımda oturan hoş bir hanımla söyleşiye daldığımızdan, yolun nasıl geçtiğinin ayrımına dahi varmadım…
İlerledikçe yaşlar,arttıkça yoğunluk…küçük bir yerde yaşamanın özlemini daha sık duyar oldum… Yürüyerek,araç olmaksızın ulaşılır uzaklıkta olsun gitmem gerekli yerler…istiyorum…Dinginlikle çözülsün gerekli işlemlerim…Tanıdık yüzlere içten günaydınlar diyeyim ve gülümsemem eksik olmasın yüzümden…Büyük şehrin gerilimi de büyük oluyor…yolculuğu uzun…kısa aralar da bile saatlerin geçtiği… verdiği yorgunluğun yanısıra…Sonrasında büyük şehre duyulan özlem depreşince kısa bir merhaba diyerek yine dinginliğe dönüş…Düşüncesi güzel…uygulamasını başaramadım…
Adına dinlenme dediğim bu gezi yorgunluğa dönüşüyor…çoğu kez…İşler de peşinizi bırakmıyor çünkü…kısa süreli de olsa…ev gidilen yer…ama olsun…o bile hoşa gidiyor…özlemişsiniz ve birlikte olacağınız süre kısıtlı…Neyi nereye koyduğunuzu unutuyorsunuz…arıyor eğleniyorsunuz…Yastığı yatağı bile yadırgamak olası…Başka bir dünya geliyor…küçücük eviniz…Alışma dönemi tam olamadan ayrılığın vereceği hüzne dönüşüyor…ilginç duygular…
Yemek bir şölen gibi geliyor…iki yudum da yeseniz…kısıtlı da olsa… baklava, börek de yeseniz…Alınan her tat bir değişik sanki…daha lezzetli oluyor… yanınızda götürmüş olsanız da…Bakış açısının ne denli önemli olduğunu vurgularcasına tüm yaşadıklarım…Aslında bunu bir öğreti olarak aklıma yazmak istiyorum… gerekli dönemlerde kullanmak üzere…Alışkanlıktan ötürü yok saydıklarım ya da tadına varamadıklarım adına…yalnız benim değil bence hepimizin…Kolay mı?…Zor…unutmaya programlı belleklerimizle…
Güzel,çekici ve geçici olan her şey gibi…kısa süreli zaman dilimi çabucak bitiyor…Biliyorum uzun soluklu olsa özlemin çekiciliği ters yönde çalışacak…Dönüş yine yağmur ve soğuk eşliğinde…ama alınan hazzın sürüp gitmesi şeklinde geçiyor…Ne güzel iyi ki böyle bir karar almışım..
Aslında “yaşanılan her an”dan zevk duymamız gerekir…ve ona gereken değeri vermemiz…bulunduğumuz yerin ne olduğunu ayrımsamadan…”O an”lar bize verilmiş birer armağan…bilincinde olarak yaşamamızsa zorunlu olarak yapmamız ve yaşama geçirmemiz gereklerden…hep iyi duyumsamak istiyorsak kendimizi…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 41, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın