21 Mart, 2008 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer AltunayGeçenlerde bir ileti aldım…bir annenin  ergenlik çağındaki oğlu için danışmak istediği…Sorunlar aynı…yer ve zaman farklı…ve anne bilinçli ve anne yalnız…her ne kadar eşi yanıbaşında da olsa…Eğer anne çalışmıyorsa tüm yük onun sırtında ve anne çalışıyorsa göstermelik yanıbaşındalık var…Anne için çocuk kendine ait bir parça gibi…bilemiyor başka türlüsünü…Belki de aylarca taşıyan olduğundan,bir parçası gibi özümsüyor…ölene dek öylece belleğinde kalıyor…Çocuğunun canı yansa, kendi canı acıyor…üzülse kendine üzüldüğünden bin misli üzülüyor…Kendinden çıkan o can kendi canından da önemli oluyor…anlatılamaz bir duygu…Ben öyle yaşadım ve yaşıyorum…sanıyorum tüm anneler aynı duygular içinde…istisnalar kaideyi bozmaz…

Televizyon izlemeyi sevmiyorum…Bir iki güldürü türü dışında “dizim” falan da yok.Bir anım var,bununla ilgili…İlkokula giderken küçük oğlum bir gün yanıma geldi ”anne senin niye hiç izlediğin dizi yok” diye…Çok üzülmüş o gün okulda annelerinin dizileri olan arkadaşlarıyla konuşunca,söyleyecek bir şey bulamamaktan…Karar alıp bir dizi seçtik,o da üç kez yayınlanıp kaldırıldı ve benim de işime geldi…dizi öykümüz öylece noktalandı…Ama gerçekten national geographic te kendimi kaybediyorum,ilginç geliyor…TRT de de belli içerikli programlar var ara ara baktığım…Bugün mutfakta  ses olsun diye TV açık ve evlenme pogramı var…kadınlar ve erkekler eş arıyor…muş…muş…muş…enterasan… Bu eski anım aklıma geldi,o an yanıma gelen oğluma “okuyan,öğrenen,kendine değişik işler üreten bir anne” olarak,hiç TV de eğlenir gözüken annelerden biri olmamı istermiydi diye içimden geçirdiğim soruyu sordum…”hiç düşünmedim” dedi…Öyle ya anne baba seçilemez…başa ne geldiyse çekilir…kaderleri neyse çekecekler…derken bir arkadaşım aradı,aynı tür…benim gibi…düşündüm diğer arkadaşlarım da benim gibi…Ev kadını olarak da hep bir iş yaratmışız kendimize ama geliştiren,adım attırıcı…Peki bu araştırıcılık nereye götürmüş… sorgulamaya… geliştikçe araştırıcı ve sorgulayıcı olmuşuz…Gezip eğlenmedik mi?…onları da yaptık ama sonunda bir yararı olmasını düşünerek hep…

Şimdi… danışan annenin çıkmazını düşününce ki benden yaşça küçük olduğunu sanıyorum…peşimizden geliyor…aynı yön ve adımlarla…bulacak yolunu elbet biraz güç de olsa…annelik iç güdüsü…sağlamsa şaşmazsınız yolunuzda…TRT de beğeniyle izlediğim Dr.Uğur Özdemir’se “erkeklerin arka bahçeleri” diye bir tanım attı ortaya…ilginç…”Erkek o bahçeye girerse çıkamayacağından korkup bir şeyleri yüzeysel yaşamayı seçer”diyerek…Hiç o açıdan düşünmediğimi itiraf ediyorum ama neden bunu da biz kadınların düşünüp algılaması gerek ve davranışlarını yine o yönde uygulaması…Güçlü kadın-güçsüz erkek,güçsüz kadın-güçlü erkek nitelendirmeleri yaptı…. Güçsüz erkeğin “zayıf,çelimsiz bir adamın pazusunu şişirmeye çalışması” gibi olduğunu söyledi…Oyunda birbirimizi anlamanın önemini vurgulayarak…ve küsüp,içimizden kötü şeyler düşünmemeliyiz…diyerek, benim “denge” yazımda anlattıklarına değindi…Güçlü kadın-güçlü erkek konusunu kaçırmışım…o da bu dengeleme içine girse gerek…yoksa çekilmez bir yaşantı olur….

Güçsüz baba-güçlü çocuk ve güçlü baba-güçsüz çocuk ilişkileri de ayrı bir boyut olarak getirildi gündeme…ve çocuğun baba ile ilişkisinin büyüyüp kişilik kazanmasında ne denli önemli olduğu…Demem o ki yüzeysel yaşamaktansa, babaların da çocuklarıyla korkusuzca yüzleşmeleri gerek…Havvalar olarak asla anlayamayacağız ademleri…tıpkı onların da bizi anlayamadıklarından yakındıkları gibi….Öyleyse bir noktada buluşup,dengede yaşamak en iyi çözüm…nasıl olacaksa…Sıkılıyoruz,okurken bile ama bunun üzerine kurulu tüm yaşantımız…ve okuyup çözmeye çalışanlar da gene biz kadınlarız…istisnalar kaideyi bozmaz…

Kategorilerin tümünü işaretledim…ve içimden ne geliyorsa yazdım…bugüne dek yazdığım ve paylaştığım tüm yazıların doğruluğu ve içtenliğiyle…Sanal bir dünyanın içinde…kimliğimin ve paylaşımlarımın gerçekliğiyle…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 60, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın