Dün semt pazarımıza çıktım…hava da güneşli…şöyle bir dolanır,sağa sola bakınır…biraz da alışveriş yaparım… düşüncesiyle…Bugünlerde yine açmazlardayım… nedenli,nedensiz…Geri dönüşümleri yasaklasam da kendime… dinlemiyor yaramaz…yasaklar çekicidir ya…
Bir ilkokul arkadaşıma rastladım…bu ikinci karşılaşmamız aynı yerde…o gün diyemediklerini açıldı ki…hep yinelediğim söze geliyor…kapalı kapılar ardında yaşanılanlar…Neredeyse sararmaya yüz tutmuş diyebileceğim okul fotoğraflarına baktığımda…eski yaşantılarımız gözümün önüne gelerek “ne umduk…ne bulduk” acaba diye sorgular dururum…
Genelleme mi yapıyorum,bilemiyorum ama çoğu kez atasözlerinin doğruluğunu kanıtlar gibi oluyor…”ön tekerlek nereye giderse,arka tekerlek de oraya gider”…Acabalar yine kurcalıyor aklımı…bizler görerek,örnek alıyor ve şekillendiriyor muyuz yaşantımızı?…bilemiyorum…Şu bir gerçek ki eski yaşantıların uzanımı gibi…sürüyor…ve istisnalar kaideyi bozmuyor…
Anlattıkça arkadaşım…”çok mu aradın ve niyetten mi çıktı”…gibi saçmalamalar yaptım…o denli etkilendim…ve sonra çocuklarımız…parçalarımız…onların sorunları bizim sorunlarımız…dönüp dolaşıp “ben ne zaman yaşayacağım”a geldi söz…çıkamadık içinden…sözleştik…uzunca bir söyleşi için…Biliyorum…hiç sonuç alamayacağız uzun da olsa söyleşi…”köle insan” modu…yapmazsa içine dert olur,yaparsa söylenir…Kabullenip,hayatın akışına bırakmak o denli zor olmasa ama…çook zor…”alışkanlık,örnek model,benimseyiş”…çook zor…döngü…kısır döngü…
Bugün Osmanlıca kursuna gittim…yaşlar büyüse de ruhlar çocukluk çağında takılı kalabiliyor…bunun gelişimle mi ilgili olduğunu çözemedim…öylesi enteresan olaylar yaşanabiliyor…tak ettiğinde, yazıya dökülür…de “ayrımlı mı yaşamında karşılaştıkların” denilse…”pek azı”…olabilir… belki…
Kurs bitimi bir büyük mağazada yine bir arkadaş…tam onüç yıl kapı bitişik oturmuşuz…Yitirdi canından birini…kızını gencecik…bir torun kazandıran…Acılar…yaşam savaşı…güçlükler…Yok mu oh! diyen…olmazmış…dediğin an “son”…muş…diyorlar…Neden?…Üzgün,anlatıyor…bir dolu söyleşiyoruz…sorunlar…aynı yere geldik…inanılmaz…”ben ne zaman yaşayacağım” diyor…İki günde iki ayrı kişilik ve aynı betimleme…Yine bitmiyor sözler…uzun bir söyleşmeye sözleşiyoruz…Bu söyleşi sonunda da bir sonuç çıkmaz bence…Yapmaya koşullu yetişme biçimi…(şimdi düşündüm de hep onayladım onları…ben de mi? yoksa…)
Bu bir ayrımına varış…yok… ayrımına varmaya çabalayış…Tam anlamıyla ayrımına varılsa…tasarlanıp uygulamaya geçilir de…kıyamadan yola devam mı oluyor…çokça serzenişlerle…Ne bitmez bir koşuşturma yaşam denilen şey…dur durak yok…Belki de yaşımızın gereğini yaşıyoruz…Hem döngüden kopamama,hem o çekim alanından uzaklaşma isteği…Şunu kendime yineler dururum “kabullen ve kendini hayatın akışına bırak”…en doğru olanı yapmak ne denli zormuş meğer…Bakalım arkadaşlarımla nerelere varacağız…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 56, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Mayıs 19th, 2008 at 20:06
siten çok güzel olmuş çok beyendim
Mayıs 22nd, 2008 at 01:02
Olumlu yorumunuz için teşekkür ederim…