13 Mart, 2008 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer AltunayDün gün boyu uyurgezer gibi dolandım ortalıkta…”lodostandır” diye de bir şey uydurdum kendimce…Bugün de dışarıdaydım, yine aynı modda… Sokakta yürürken bir sürü karınca gördüm,yuvalarından dışarıya çıkmış ve uyuşuk durumda…Hemen hepsinin ağzında yumurtaları vardı,yuvalarının dışına taşıdıkları…Bunlar deprem parametreleri olabiliyor…Önceki yazılarımın birinde yazmış ve dikkatlerinizi çekmek istemiştim ama ne yazık ki başımıza gelmeden asla silkinemeyiz…huyumuz bu…ve gece Çınarcık(Yalova) merkezli 4.8 büyüklüğünde bir deprem oldu…Lütfen ve lütfen bu konuda çok ama çok hassas olalım…ülkemiz coğrafyası gereği…

Güney Pasifik’te hele… en şiddetli depremler oluşmakta ama oranın bir özelliği de eşsiz doğası…gitmedim ama gittim…National Geographic TV yi çok izlerim…öyle diyarlara götürüyorki beni…ekranda görmüyor oralarda yaşıyorum sanki…Geçtiğimiz günlerin birinde Anthony Copping yapımlı “Sınır Yok” adında bir belgesel izledim… Aslında Pasifik’e özgü sesler çekmek için yola çıkmış ama bu sesleri çekene dek yaşadıkları,izlenmeye değer belgesel niteliğinde…Anthony Copping Solomon adalarına gidiyor,yanına oranın yerlilerinden Pascal’ı yardımcı olarak alıyor…ve macera başlıyor…

Cangılların ne demek olduğunu…eşsiz güzellikteki doğayı ve o güne dek görmediği canlı renklerdeki,türlerdeki kuşları görüyor…görüyorum,büyüleniyorum…İnsanlar yoksul,ürkek ve alışınca içten…Kültürel geleceklerini tehlikede görüyorlar…batıya karşı kültürlerini korumak istiyorlar…Ne de yaşlı görünüyor köyün ileri gelenleri…zayıf ve yorgun…Gözlerinde merakla karışık halkını koruma duygusunu gösterme amaçlı gurur ve çaresizlik okunuyor…evet hepsi geçişler yapıyor gözlerinde…inanılmaz…Kara büyü uygulanmakta …şu an bile ve korkuyor yaşayanlar, gücünden…

Papua’ya Solomon’a geçiş yaptılar…sıralarını ve isimlerini tam anlayamadım ada ve şehirlerin…İnsanların duyguları öylesi güçlü ki sardı sarmaladı beni…En gizli kabile şarkılarını söyledi,bir büyücü…Önce ritüellerini yaptı,kimsenin yanında yapmamış, köyünden bile… ve TV çekimine izin verdi…sonra da şarkısını söyledi…ama bunun için yakın,uzak tüm köylerden köyün ileri gelenleri ve neredeyse tüm köylüler geldi…Günlerce bir araya gelip toplantılar yaptılar ki yapımcının artık pes edip döneceği sırada karar çıktı…Oradaki herkesin ilk duyduğu o şarkıyı biz de dinledik…

Sonrasını düşündüm o insanların…suçladılar mı birbirlerini bu açılıma niye izin verdikleri hakkında…anlaşmazlığa düştüler mi sonunda…yoksa anlatacakları onlarca öyküye mi dönüştü…çocuklarına…Öyle ücra,bilinmedik yerler ki…elektrik yok,telefon yok,hiç bir gelişme yok…giyinmiyorlar bile…nasıl böyle kalabilmişler bu güne dek…”ulaşılmamış cennet köşesi” olarak…şaşırdım…ama artık ulaşılır konumunda oldukları da içimi sızlattı…bundan böyle kendi dünyaları içindeki alışılmış yaşantılarına uzananlar olacak…diye… 

Anthony Copping bu başarı için tam 15 yıl boyunca uğraşmış…O adalarda geçirmiş tam 15 yılını…Bir ara çekim umudunu yitirip Sydney’e geri döndüğünde ise ofisinin dağıtıldığını görmüş…Parası kıt bir yolculuğa çıkmış…yine dönmüş oralara…ve sonunda başarıya ulaşmış…Büyülü bir müzik doğmuş sonunda…en kısa sürede edinmeye çalışacağım…sabırsızlanıyorum,dinlemek için…ve dinlerken de o büyüleyici yerler olacak gözlerimin önünde…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 53, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın