7 Mart, 2008 tarihinde fatosh yazmış

foto:Değer AltunayYine bir müzeye gidişimi ve gördüklerimi paylaşacağım bugün… Aslında dün ilk uğrağımız İstanbul Modern’di… Tophane’de indik ve dikkat etmeden onlarca kez önünden geçtiğimiz Kılıç Ali Paşa Camisine alıcı gözle bakarak, fotoğraflarını çektik ablamla, çeşitli yönlerden… Avlusuna girerek şadırvanı da görüntüledik ve ben yazılarını okumaya çalıştım,öğrendiğim osmanlıcayla…okudukça hoşuma gitti,bu duygu…

Oradan İstanbul Modern’e doğru yürürken her yanımızdan ayrı bir tarih çıkıyor…Biraz ileride Nusretiye Camisi…1825 yılında II.Mahmut tarafından yaptırılmış…Restore edilmiş,kubbesi enterasan geliyor ve hemen görüntülüyoruz…

İstanbul Modern’de iki güleryüzlü görevli karşılıyor bizi…sabah söyleşimizi bile yapıyoruz onlarla…Sergiyi dolaşmaya başlıyoruz,hangi yöne bakacağımızı şaşırarak…yine bir dolu bakmaya doyulmaz eser…Fausto Zanaro’nun(1854-1929) 10.muharrem(aşure)adlı eseri,1909 yılında yapılmış…Şeker Ahmet Paşa(1841-1907)’nın Ayvalı Natürmort’u ise 1904 yılında yapılmış ve öyle canlı ki…ayvaları koparıp alasınız geliyor…

Abdülmecid’in(1868-1944) Harem’de Goethe(mütalaa),Osman Hamdi Bey’in(1842-1910) İftardan Sonra ve Şeref Akdik’in(1899-1972) Metalurji Atölyesi (1945 yılında yapılmış) tabloları içlerinden bazıları… Mustafa Horasan’ın (1965) çağımızın sanatçısı olarak İsimsiz (2000-2003) yağlıboya ve karışık teknik bir çalışması da sergileniyor…ve daha nice eserler…

Alt kata indiğimiz merdivenler ve koruma içine alındığı cam bölüm çok orjinal…Alt katta kitapların oluşturduğu asma tavan da öyle…Cihat Burak’ın(1915-3 Mart 1994) retrospektif sergisini gezeceğiz şimdi… 1940-1992 dönemi çalışmalarından 90 yapıtlık bir seçki…

Ressam,yazar ve mimar Cihat Burak’ın sanat anlayışı tüm yönleriyle bu sergide anlatılıyor…1962 de yapmış olduğu “Fantastik Şehir” adlı eserinde ayrıntılar resmedilmiş,yazılmış…çok ama çok ilginç…Tablolarında günü yaşıyorsunuz…oluşumlar küçük paragraflarla anlatılıyor,sanki bir öykü …içine girip yaşadığınız…Paris’te bir pencereden dışarıya bakış ,akşam karanlığının çöktüğü bir sokak…öylesi tabloya işlenmiş ki… adeta birebir,o anın tüm duygu yüklenimini paylaşıyorsunuz…

Cihat Burak’ın porselen, seramik eserleri de sergileniyor ve kuş evileri de…bunlara ek olarak…Enterasan vazo,ibrik ve şamdan çalışmaları da bulunuyor sergide…O an yaşadıklarının dışavurumu gibi algılıyorsunuz…Mutfak,cezve ve fincanlarında o günün öyküsünü buluyorsunuz adeta…Cihat Burak’ın sessizliğine…siz de sessiz kalarak… tanışıyorsunuz onunla…ve onca sessizliğine karşın…paylaşıyorsunuz yaşadıklarını…

Cihat Burak’ı rahmetle anıyoruz…

Umarım bu tür sergilere gideriz,hepimiz……ama paylaşılan yazıları görünce sitem etmeden geçemiyorum…Geleceğimiz…gençlerimiz, sizsiniz…Umudumu yitirmeyeceğim…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 505, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

“İstanbul Modern Sanat Galerisi…ve Cihat Burak (1915-3 Mart 1994)” yazısına 2 Yorum yapılmış

  1. Zeynep Beslekoğlu
    Mart 23rd, 2008 at 22:30

    Fatma Abla,İstanbul moderne bende ilk açıldığı zaman çocuklarımla birlikte gittim.Üst kat sanki Türk resminin tarihçesi gibi…Artık klasik olmuş resimler ve en ünlü Türk ressamlar hep birarada.Ressamların otobiyografilerini de çok beğendim.Bilmem dikktini çekti mi,sanat eserleri kadar etkileyici bir diğer şey de pencereden görülen tarihi yarımadanın muhteşem görüntüsü.Biz gittiğimiz zaman alt katta modern sanat sergisi vardı.Rehber eşliğinde gezdik.Fakat ben modern sanat denilen şeyden hiç anlamıyorum.Hele objeleri hiç bir şeye benzetemiyorum.Hiç tanımadığım bir insanın iç dünyasındaki karmaşa yada saçmalık açıkçası beni ilgilendirmiyor.Orayı gezerken gördüğümüz birçok yapıt adeta “bakın ben yaptım oldu” der gibi bakıyor insanın suratına.yine de İstanbuldaki bütün sergileri gezmek istiyorum……..görüşmek üzere…

  2. Sevgili Zeynep…
    Öncelikle yazılarımı okuduğun ve yorumların için çok teşekkürler ediyorum…
    ve evet katılıyorum İstanbul Modern’in manzarası muhteşem…hele benim gibi İstanbul aşığı için…”dal,git görüntüye ve içinde kaybol”diyor(duyumsayan anlar).
    Modern sanat da sanırım böyle bir şey…yapan ve anlayan için…Zevkler ve renkler tartışılmazmış ya,onu da öyle benimseyeceğiz canım…Çünkü yapılan her iş emektir…ne olursa olsun…ama dediğin gibi seçim bizlerde…dilediğimizi izlemek de…ve de tüm sergilere gitmek,tüm müzeleri gezmek…daha da ileriye giderek…tüm tarihi eserlere dokunarak,o dönemi duyumsamak ve o anı yaşamak…benim de yapmak istediğim…İstemek yapmanın yarısı derler…bu durumda “iş başına”…
    Hoşça kal…Sevgiyle kal…

Yorum yapın