Bugünlerde facebook’ta Can Dündar’ın bir yazısı dolanıyor…”dün,bugün,yarın” diye…Dertlenmek adına olmayanı var eden bizlerin, zamanı da dilimlere ayırıp karıştırdığımız fesatla günümüzü zehir ettiğimizden dem vuruyor…yaşayamadığımızdan dolu dolu…dünün pişmanlığı…yarının telaşı nedeniyle…atladığımız bugünden…Ne kadar doğru ve ne kadar etkileyici…Bu kadar kısa ve öz neleri çağrıştırıyor…
Dün sabah İstanbul’daki patlamayı TV ler haber olarak geçtiğinde, okuduğum bu yazının etkisi şekil değiştirerek çoğaldı düşüncelerimde…Kimler ne umutlarla ya da umutlarının tükendiği anda oralarda iş bulmuş çalışıyorlardı…Ne çok anlatmak istedikleri vardı da içlerinde bastırılmış,uygun bir zamana ertelenmişti…onları anlayacak,içinde yaşadıklarını söyleşecekleri can yoldaşıyla karşılaşacakları an dilimine dek…Dünün pişmanlığı,yarının kaygısı ile kendilerini bile unutmuşlardı…Belki çocukları vardı yollarını gözleyen…okutup onları,kendi yaşadıklarını yaşatmamak adına iyi gelecekler sağlayacaklarını düşlüyorlardı…ya da öylesi güç koşulları vardı ki “bugün de bir yudum ekmek götürsem eve,sıcak bir ortam sağlayabilsem” diyebiliyorlardı yalnızca…Tüm o görüntülere baktıkça…sessizce ve gözlerimde yaşlarla bunlar geçiyordu aklımdan…
Bu sabah gazeteyi aldığımda çok güzel bir kız çocuğu,gözlerine yakışmayan yaşlarla baş sayfada…kardeşleriyle gelmiş “anneciğim neredesin?” diye ağlıyor…babası dört aydır hapisteymiş…Gözlerine gülmek yakışırdı o güzelim çocuğun ve eğlenip neşelenmek yaşıtlarıyla,okulda başarılar beklerdi onu…Ya annesi… 36 yaşında ve üç çocuk sahibi,eşi hapiste…O hiç okudumu Can Dündar’ı ve düşünme lüksü oldu mu?…Şu an lüks dediğim bu güzel düşünme biçimi ve okuma alışkanlığı aslında ne doğru bir kazanım…ama niye bizim için “lüks” sıfatıyla anılıyor…insana gereksinim olan bir edinim?…
Evet var olmanın,bir yere tutunabilmenin,yaşamı sürdürebilmenin getirileri bu savaşım da…neden bu kadar ayrım?…Yalnız maddeye bağlamak ne kadar doğru?…Sevginin getirdiği moral gücü önemsiz mi?…Bir hastalığı yenme,bir hastaya bakabilme de ne kadar sevgiyle ilintili…Yıllarca verilen uğraşlar eğer sevgi güçlüyse ve paylaşım varsa…alınacak sonuç,varılan mutluluk neyle kıyaslanabilir?Ulaşıldığında sonuca, hiç duyulur mu geçen günlere pişmanlık?…Yitirilen bir cansa asla gelmiyor geriye…duyulan özlem,artarak çoğalıyor…konmuyor yerine bir eş,bir benzer…yok ki…herkes kendine özgü…
Bu akşam sorularımın çoğalarak, karşılık bulamayan ve üzen sonuçlara götürmesine izin vermeyeceğim…Çözümün bizlerde olduğuna olan inancımı yitirmeyeceğim…Kısa ve öze indirgeyerek…doğru gelen yanıtı uygulayacağım ve ben o güce sahibim…Olumlu düşünmenin gücüne inanıyorum…Hepimiz için her şey güzel olacak…O küçük kızda yeni bir başlangıç içinde olacak,ertelemiyecek yaşamını,başarılı ve düz bir çizgisi olacak her ne kadar kesik çizgiler çıksa da yoluna…
Neleri erteliyoruz yarınlar uğruna…dönüp baktığımızda değip değmediğine…umarım yaşanmaz pişmanlıklar…Ayrımsayamadığımız ne günlerimiz geçiyor…çoğu kez bir hiç uğruna kaygılarla…ve bir gün gelindiğinde yolun sonuna…atlamamış olsak bugünü…dolu dolu yaşamış olsak…diliyorum…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 42, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın