Okul yıllarında yaşananlar, acı da çağrıştırsa mutlulukla da anılsa her biri değerli bir hazine…Geriye dönüp anımsadığımızda kimi hüzünle karışık bir iç çekişle geçiştirilir, kimi buruk bir gülümseme ile … kimi de kahkahalarla güldürür bizleri…Bir de ben yapmadım :) ama yakınlarımın “askerlik anıları” kısa dönem bile gitmiş olsalar…o ne bitmek tükenmek bilmeyen öykülerdir öyle…Eh! yapan bilir demişler…
Ortaokul ikinci sınıfa gidiyordum o yıl …Ek bina yapımı sürdüğünden sınıfımız bir barakadaydı.Üstü bombeli,dışı teneke bir maddeyle kaplı bu sınıfta zor koşullarda öğrenim görüyorduk ve pencereler de ışık geçiren ama dışarısı gözükmeyen ,ne olduğunu bilmediğim düz bir şeyle kaplıydı.Kalabalıktık anımsadığım kadarıyla,sıralar sıkışık ve dizilişi biçimsizdi…
Resim derslerini severdik,hem çizip hem konuşabiliyoruz diye ama en zoru gerekli gereçlerin taşınmasıydı…O resim kağıtlarını,boyaları taşımak ki eğer yağlı boya çalışıyorsanız,bezir yağı ve gaz gerekirdi daha da zorlanırdık…O gün, bir resim yarışması için resim yapmamızı istedi öğretmenimiz …anlattı,anlattı…arkadaşımla konuşmaya dalmış olan biz birazını(!) kaçırdık…(şimdi kendime kızsam da,yapacak bir şey yok)sonunda denizle ilgili bir resim olduğunu anlamıştık ama itiraf ediyorum ki eski resim kağıdımın arkasını çevirmiş ve oraya bir şeyler çizmiştim…
Ders üst üste iki saatti ve biz o kadar çizimle geçiştiririz diye düşünmüştük,arkadaşımla.Teneffüs zili çaldığında öğretmenimiz beni çağırdı ve çizdiklerimi görmek istedi…Şöyle bir çizdiklerime baktı veee arkasını çevirdi,orada da geçen haftaki çizim vardı…yakalanmıştım.Çizdiklerimin çok güzel olduğunu,temiz(!) bir kağıda yeniden ve daha geliştirerek çizmemi ve gelecek hafta resim dersinde bitmiş ve boyanmış olarak görmek istediğini söyledi.
Söylediklerini, duyduğum utançtan kelimesi kelimesine uygulayarak geldim ertesi derse…Kızıp bağırmamış,yalnızca yön göstermişti…Lisede de seçmeli dersim resimdi ve öğretmenimin özel bir yeri oldu hep…Resmi görünce, yalnızca geminin bacasından kapkara çıkan dumanı açmamı söyledi…Getirdiği büyük ebatlarda bir kartona iliştirdiği resme okulumuzun adını,benim adımı yazarak yarışmaya gönderdi…Türk Donanma Cemiyetinin açtığı yarışmaya katılmıştım!!!!
Böyle başlayan bu serüven güzel bir şekilde sonuçlanmıştı bana göre ama değilmiş…Günlerden bir gün mahallemiz oturanları, radyoda(!) adımın(!) geçtiğini(!) söyleyerek kapımızı çaldılar…bir heyecan,bir heyecan…Kolay mı ?…Resmim ortaokullararası birinci olmuş,radyoda haberlerde söylemişler…Şimdiki gibi televizyon,onlarca kanal ve binlerce televizyona çıkan yok…Bir tek radyomuz ve TRT miz var bizim…bu nedenle olay büyük…
Okulda da aynı heyecan yaşanmıştı,tüm öğrencileri bayrak töreni yapar gibi toplayıp,beni de orta yere çıkarıp bildirmişlerdi…Hoşa gidecek bu olay o kadar öğrencinin karşısına çıkan beni utandırmış ve kaçacak yer aramıştım,orada durduğum sürece…nedense…
Sıra geldi verilen ödülü almaya…Cemiyet çalışanları ,bir sergi hazırlamışlar..şiltin verileceği salonda.Ablamla gittik ve eserlere bakıyoruz.Heykeller,resimler,fotoğraflar arasında kaybolduk…O da sanat aşığı ya kopmuşuz birbirimizden öylece inceliyoruz.Ablam “gel bak,ne kadar gerçek olmuş şu heykel” diye çağırıyor yanına…Gerçekten heykel olağanüstü… birbirimize “aaa herşeyi ne kadar gerçek gibi değil mi?” diye nidalar eşliğinde gözünü,kirpiğini gösteriyoruz.Oldukça uzun bir zaman dilimi bu şaheseri(!) inceliyor ve uzaklaşıyoruz…Beş on metre gittikten sonra arkamızda bir gürültü kopuyor,bir de dönüp bakıyoruz ki “bizim olağanüstü(!) şaheser(!) heykel(!)” iki büklüm gülmekten,kendini yerlere atmış…Galatasaray Lisesinde açılan bu sergide; öğrencilere, eski Türk giysileriyle sergiye katılmaları için görev verilmiş ve bu öğrenciden de heykel gibi durması istenmiş…Ablamla nasıl olmuştuk,anlatılmaz…Önce şok olmuş sonra eve gidene kadar halimize gülmüştük.Şu gün bile o gencin karşımızda, kendini onca dakika gülmeden nasıl tutabildiğini düşünürüm…
Sevgili öğretmenimin olgunluğu ve yaklaşım biçimi zaten elimin yatkın olduğu ve gerçekten sevdiğim bu dersi daha da sevdirmişti bana…Canım öğretmenime ve tüm öğretmenlere sevgilerimle…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 149, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın