22 Ocak, 2008 tarihinde fatosh yazmış

Geç yattım,geç kalktım…günü ortasında yakaladım…Güneşle randevulaştım,yola çıktım…Bir özel,iki devlet hastanesinin önünden geçtim.Özel hastanenin önü araba dolu,bekleyenler azınlıkta,belli ki “cafe”sindeler binanın…İlk devlet hastanesinin köşesinde bir genç kadın el örgüsü bir şeyler satma peşinde…diğerinin yoğun bakım önü…bir dolu insan.kiminin elinde elinde sigara,kiminin telefon…kimi her ikisiyle…bekleşiyor…

Araçtan iniyorum…sahilde balık kokusu,sosis ve tost kokuları birbirine karışmış…Öğle vakti…karnını doyurma çabasında insanlar…Kimi eline almış ayakta yiyor yiyeceğini,kimi bir bank bulup oturmuş denize karşı…kimisi kaldırıma ilişmiş…

Tek ayağı dizden kesik koltuk değnekli,kafasına kalpak geçirmiş yaşlı bir adam;ayakkabı boyacısının önünde…yaklaşınca para istediğini anlıyorum…”abi biz kazanamadık,dur hele”diyor boyacı…

Hedefim Moda’ya gitmek,tramvayla…İki genç yürüyor önümsıra…Kız avaz avaz meslek seçimi dersinde öğretmeninin “ne olmak istiyorsun?” diye sorduğunu anlatıyor arkadaşına…”diktatör olmak” demiş…Erkek arkadaşı kibar yürüyen,kibar bir çocuk “Ne ego ama” diyor…”Benim egom şişiktir” genç kızın kendine övgüsü…Uzaklaşıyorlar…

Yeşil ışık kırmızıya dönüşünce karşıya geçemiyor ve kaçırıyorum tramvayı,olsun…bugün izin verdim kendime,vaktim çok…Durakta otururken otobüsler yanaşıyor,kalkıyor.Genç bir kız gitmekte olan otobüsü durdurup” ….. üniversitesinden geçer mi?”diye soruyor,yanıt olumlu…biniyor.Otobüsün önünde sakat iskemlesi amblemi var…Yürüyen,koşturan insanlara bakıyor…kendimi düşünüyorum…farkında mıyız?… ne mutlu bize.

Tın tın,çın çın sesleri ile gidiyorum tramvayda,ortaokulda bindiğim tramvayı anımsıyorum…Bir okulun önünden geçiyoruz…Bahçe duvarının demirlerine iliştirilmiş bir tabelada “okul bahçesidir,çöp atmayınız” yazıyor…Olmasa okul bahçesi,atış serbest…

Ağaçlıklı yoluma varıyorum…Marmara önümde uçsuz bucaksız…sağımda Topkapı Sarayının,solumda adaların puslu silüeti…Bir ada vapuru geçiyor…yapraksız ağaçların arasından,bir dolu resimlerini çekiyorum…Gazinoya girmiyorum…müzik,uğultu,yanıbaşımda biten garsonlar…istemiyorum…

Boş bir banka oturuyor,sessizliği(!) dinliyorum…Genç,yaşlı çiftler…bebek gezdiren anne ve nineler dolanıyor…Köpek gezdirenleri atlamamalıyım…Tek tük benim gibi kendi halinde oturanlar var…

Depoluyorum güneşin ısısını,denizin iyot kokusunu…Deniz,güneş ve olabildiği kadar(!) sessizlik…kuş sesleri…derken onca boş oturma yeri ve tek oturan kadın varken yanıma bir kadın geliyor…çekerim ben…yanıma gelir dertleşirler…Gözlerimi kapıyorum…güneşe kalkmış yüzüm …Allah’tan kulağımın ondan yana olanında kulaklık takılı,müzik dinliyorum modu(!)…Biraz oturup sıkılıyor,kalkıyor yanımdan…ne yabaniyim…bugün öyleyim…gün bana, ben bana  aitim…

Oturuyor…oturuyorum…bankta oturmaktan rahatsızlık duyana dek…

Dönüş yolu üzücü ve sıkıcı olacak…Ne zor sevdiğinden ayrılmak,hele huzur veriyorsa…

Olsun…iş gününün ilki olmasına inat dilediğim saatte kalktım,izni verdim kendime,geldim sevdiğim güzelliğe…Hakettim…  Bir zamanlar o koşuşturmaca da ben de vardım…

İstedim,yapabildim…çok şükür…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 134, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın