El yapımı ürünlere ne kadar çok değer verilir,özellikle lüks mağazalarda, bu ürünlerin etiketinde “hand made” yazar ve oldukça yüksek bir fiyatı yazılıdır.Severim bu tarz el emeklerine bakmayı ve incelemeyi…kendim yapmayı başarabilmek adına…
Evimize az uzaklıkta; aralarında bir başka dükkanın olduğu,iki kadın tarafından işletilen yüncü ve çeşitli baharat,organik ürünlerin satıldığı iki dükkan var…bir pasaj içinde…Bu dükkanlarda ilgimi çekecek onlarca ürün var…İlki baharatlar dükkanı ki kokuları, kullanımlarında verdikleri lezzet ve yararlar açısından vazgeçilmezimdir…Hatta Cağaloğlu’nda dolaşıp aradım ve kalınca bir cilt kitap edindim bu konuyla ilgili…Gazetelerde ve dergilerde bu tarz bilgiler görürsem kesip saklarım…Diğeri ise bir yüncü dükkanı ama böyle basite indirgemek her ikisi içinde haksızlık olur…Onlar bir arkadaş aynı zamanda…ürünlerini danışacağınız, kısa süreli…bir çay içimi.. kafanızı dağıtabileceğiniz iki hoş hanım….
Aylar önce ana caddede araçtan indiğimde biraz canım sıkkın,yoğun düşünceler içindeydim….Eve gitmeden önce şöyle bir kafamı toparlamak amaçlı pasaja girdim…Çoğu kez yün satılan dükkanın önünden öylesine geçer giderdim,ne var ne yok diye bir göz atarak.Yine vitrinin önünde durdum; kırık beyaz,içinde belli belirsiz ışıltılar olan bir şal ilgimi çekti.Yanında değişik örneklerle,başka renklerde çeşitli örülmüş giysi tarzı el emekleri de vardı.Öylece örneğine,şala bakarken içeriden zarif bir hanım çıktı ve ilgilendi…Konuşarak içeri girdik…küçücük,sımsıcak bir dükkan…Bir kaç gelen daha oldu mu zor sığıyorsunuz ama o tatlı dilli hanım sizi ağırlamakta öyle içten davranıyor ki…sıkılmıyorsunuz…
Yün; yumuşacık,ipincecek bir iplikten oluşuyor ve kalın şişlerle örülüyor…O zarif örnekle bütünleşen bu incelik,rengin asaletiyle son derece hoş bir görünümde ortaya çıkıyor…ve son derece uygun bir maliyetle…Kararımı verdim,öreceğim..Bir koltuğa oturttu beni hanım; elime iki şiş ve kalıntı orlon ipliği verdi,örneği oracıkta…uygulamalı olarak öğretti…Not aldım,belleğime yazarak…Bu arada çayımızı içtik ve gelen bir kaç müşteriyle ilgilendik,birlikte…Biz hanımlar danışmadan yapamıyoruz birbirimize…”hem birbirimize bu kadar dost,danışan hem de bu kadar çekememezlik içinde olmayı nasıl başarırız bilmem”…bana ters düşse de yazdığım, ve yaşamım süresince onaylamasam da…bu böyle,görüyorum …algılayamıyorum…Saptırmayayım konuyu,düşüncelerim koşuşmadan birbiri peşisıra,dur diyeyim onlara…
Hanım kartını da verdi ki örnekte takılacak olursam,telefon açarak danışabilmem için…Örneği alabilmek için iki,üç santim örerek ve üç çile yünümü alarak eve geldim…moralim düzelmiş ve hoşlanarak yapacağım bir işle…Gerçekten ilk günler bir heves ördüm de ördüm…sonra başka uğraşları da devreye sokarak erteledim de erteledim…Geçenlerde bir yakınımızın daveti vardı,ne giyeceğimi tasarlarken aklıma tamamlayıcı unsur olarak şal geldi…Doğal olarak öncelik sırasında yer aldı…ve bitirdim…Geceye; siyah giysimin üzerine aldığım şalımla birlikte, rengiyle bir bütün oluşturacak ve yine kendi tasarımım inci kolyemi takarak gittim…Bana göre “şahaneydim”…Var mı kendi el emeği,göz nuruyla yola çıkmaktan güzel bir olay ?…
Şimdi ara ara o sevdiğim dükkanlara uğruyorum…hem hatırlarını sormak hem hayırlı işler dilemek için ve varsa eksiğim,onlardan almaya dikkat ediyorum…Tatlı dil ve güleryüzün kazanamayacağı gönül yoktur…Çok satıcılarla karşılaşırız hepimiz; pahalı bir şey dahi alıyor olsanız,neredeyse dövecekmiş gibi davranan…O hanım bana sattığı üç çile yünle çok para kazanmadı o an ama bugün bile onu sevgiyle anmakta olan bir insan kazandı.
İkili ilşkilerimizde de,iş yaşamımızda da evde de, güleryüzlü olabilsek,gülümsemeyi öğrenebilsek ve bir an karşımızdakine bakarak empati yapabilsek…Her şey karşılıklı olmalı doğal olarak ama ilk adımı kimin atacağının bir önemi olmamalı…O an kim kendini daha huzurlu duyumsuyorsa, ilk atılımı yapsın…Yeterki sonuç, mutluluk olsun…
Hepimize sağlıklı ve huzur dolu günler dileğiyle…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 116, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın