13 Ocak, 2008 tarihinde fatosh yazmış

Boş boş oturmayı hiç sevmiyorum… Nerede ve ne koşulda olursam olayım, ya okur ya yazarım… Ev ile ilgili yapacağım bir iş oldu mu, düşünce akışımı durdurmak için TV de beni ilgilendirecek bir konu bulur onu izlerim ya da seveceğim dinlendirici bir CD seçerim o eşlik eder bana…

Bugün ütü yapacaktım ve TV izlemek üzere kanalları gezerken CNN Türk Tv de çok beğendiğim Betül Mardin’in yaşam öyküsünün Nebil Özgentürk tarafından “Bir Yudum İnsan” da dile getirilişini izledim… Daha onlarca kez de izleyebilirim… Olağanüstü bir kadın, zarif bir hanımefendi… Yaşamı, olaylar karşısında direnmesi, tutkusu, başarılarıyla bir kez daha kendine hayran bıraktı beni…

Geçen hafta can arkadaşlarımdan biri ile konuşurken, yaşamımızın öz eleştirisini yaptık şöyle bir… Hoşnut kalmadık pek… Yapmak istediklerimiz ve olduğumuz yer konumundan… İlerledikçe yıllar yalnız yetiştirdiklerin değil, geride ne bıraktığın da önemsenir duruma geliyor… Yetmiyor iyi bir eş ve anne olmak, dahası başarılar istenebiliyor… Doymamışlık yatıyor (okuyup aldığınız diplomalara bakıp) içten içe yapabileceklerinize, başarabileceklerinize inanmışlığınızın… Destek eksikliği, yetiştiriliş tarzı, kendine güven, atılımcılık… adını siz koyun dercesine geliyor bir bir önümüze… Aslında bu bir seçim…

Can Dündar’ın çok sevdiğim bir deyişi vardır; “Her seçim bir kaybediştir, her tercih bir vazgeçiştir çünkü. Yaşam, vazgeçtiğiniz şeye dair ipucu vermez. Neyin değerli olduğu kararı size aittir. “Bu söze geliyoruz, üzerinde düşünüyoruz ve seçimimizin kaybediş olmadığı sonucuna varıyoruz… Arkadaşımla… Ve bugün izlerken Betül Mardin’i, acabalar dolaşmaya başlıyor çevremde, çoğalarak… Bulandırmak istercesine vardığımız sonucu…

Bir kitabım var dönüp dönüp okuduğum “Hayat Her Yaşta Güzel” Susanna Kubelka’nın… Kitabın adı ile içeriği öylesi farklı ki… Her yaşta insanla ilgili, başarı öykülerinin şevk vererek anlatıldığı ve elimde dolanmaktan kabı dahi aşınmış kitabımın önsöz bölümüne şöyle bir not düşmüşüm “Çok güzel, ama uygulaması… Yalnız cesaret yetmez. Beceri, irade ve de bence şansta gerekli”… diye.

Acabaları topluyorum… Bir zarfa koyuyor, ıslatarak yapışkanını… Kapatıyorum. Acabaları topluyorum bir başlık altında… “delete”  tuşuna basıyorum… Ve gülümsüyorum… “Bir başka ütüye kadar mı?” diyerek kendime… Oğullarıma ise yapacakları işler için cesaretli olmalarını, becerilerini artırmalarını ve iradeli davranmalarını öğütlüyorum… Bol şanslar dileyerek…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 120, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın