3 Ocak, 2008 tarihinde fatosh yazmış

Sabah sabah dışarıdan gelen yüksek seslere kulak verince, yakınımızdaki ilköğretim okılundan olduğunu anladım.Pencereyi açıp dinlediğimde ise deprem ve korunma yollarını anlatmak için bilgilendirmek üzere gelen görevliler ya da gönüllülerin, okul bahçesinde toplanan öğrencilere  bir konuşma yaptıklarını duydum.

Uzun süredir yazmak istediğim ama adının dahi tatsız olduğu bu konuyu hep erteliyordum,kendim de ürperdiğim için…ama gerçek gerçekti ve artık okullara kadar da geldikleri için, ben de yazmaya karar verdim…

1999 depreminde Selimpaşa’daydım,Silivri’ye 2 km.yakınlıkta…Avcılar fayının canlı bir fay olduğunu ve İzmit depremiyle harekete geçtiğini o an için bilmediğimizden,neden o kadar çok etkilendiğimizi anlayamamıştık….Yer ayağımızın altından kayıp gitmiş,kapılar sıkışmış,yön duygumuzu kaybetmiş bir halde panik içinde sağa sola çarpıp durmuştuk…Ardından Düzce depremi geldi ve o sırada Kadıköy’e yakın bir yerdeydim…Ali Kırca’yı haberlerde izlerken,sakin kalmaya çabalayan ama sararan yüzüyle…Hazırlamış olduğum deprem çantasını bile unutarak evden dışarı fırlamıştım….

O günlerden sonra depremler için erken uyarı sistemleri olabilir mi ,ülkemizin jeolojik oluşumu,fay hatları,depremlerin oluş biçimleri ve izledikleri yollar hakkında bilgilenmeye,bilinçlenmeye çalıştım.

Prof.Berk Üstündağ ve takım arkadaşları, İTÜ bünyesinde bir çalışma yapmaya başladı yıllar önce.Kayaç gerginlik ölçümüyle yapılan bu çalışmada grafiklere göre bir tahmin yapılabiliyor büyüklüğü hakkında ve istasyonların tümünden veri alınabiliyorsa yerini de tahmin edebiliyorlar…Henüz deneme aşamasında denilmesine rağmen çok sayıda net sonuçlara ulaşıldı.Yalnız İstanbul’da bir kaç değişik semtte  kurulu olan bu istasyonlar zamanla bir çok ile de yayıldı ve sanıyorum Japonya ile işbirliği yapılmıştı.Bu istasyonlardan sürekli gelen verilerin oluşturduğu grafikler, normal koşullarda belli bir karakteristik gösteriyorlar ve anomali başladığında bu nedenle fark ediliyor.Ben doğal olarak bu konular hakkında eğitim almadım ama her gün izleyerek ve yorumlarını okuyarak bir şeyler anlamaya çalışıyorum.En azından izliyor ve bir deprem olduğunda zaten bekleniyordu diyebiliyorum.

Bağlantılar ekinde verilmiş olan linkler içinde izlediğim sitelerden birinde ise doğa hareketleri ve hayvanlar izleniyor,özellikle karıncaların davranış biçimleriyle ilgili gerçekten deprem öncesi çok belirgin bulgular var ve bu konuda makaleleri okumak gerek.Ayrıca Prof.Uğur Kaynak’ın birebir sorulara yanıtlar vererek aydınlattığı bölümler var ki bu konuda çok bilgilendiğimi söyleyebilirim,anlayabildiğim kadarıyla…

Çok fazla zamanımı almıyor,nasılsa oturmuşum bilgisayarın başına bir de onlara bakıveriyorum…Örneğin çok büyük bir deprem olduğunda,olduğum yerde kalarak,önceden belirlediğim korunaklı yerde,cenin pozisyonu alacağımı biliyorum artık,sağa sola koşup evden dışarı kaçmayı düşünmek yerine…

Bilinçlenmenin gerçek kaynağından olursa yararına inandığım için ,bu konuda bir şeyler yazmamın doğru olduğunu düşünmüyorum.Bu nedenle kendimiz okuyacak,araştıracak ve uygulamaya geçeceğiz… 

Ülkemiz hem coğrafyası hem de siyasi konumu itibarıyla çok kritik bir yerde.Her açıdan sürekli dikkatli olmak durumundayız.Eğer ülkemizi ve kendimizi seviyorsak…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 54, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın