Evimize iki yeni yaşam girdi…”Speedy” ve “Bıdık”… minicik iki su kaplumbağası…Benim “aşkım muhabbet kuşum” çok şükür yerli yerinde…bunlar da yeni arkadaşları…
Evimizin yakınında büyük bir evcil hayvan satış mağazası var,bu gün uğradım.Köpekleri çok seviyorum ama evde bakımının çok zor olduğunu düşünüyorum.Bu nedenle sıklıkla bu mağazaya giderek o özlemimi gideriyorum. Yeni anne olmuş bir golden retriever ve altı sevimli yavrusunu gördüm,çoook şirindiler.Üçü birbirine sokulmuş yatıyor…ikisinin kafası,ayağı birbirine karışmış sarmaş dolaş…biri yalnız yatmış,tek gözüyle annesini süzüyor.Yanlarına yaklaşınca anne hemen ayağa kalktı,yavrularına zarar gelmesin diye.Tek başına yatan minikte sözüm ona annesinin arkasından kalkmaya çabaladı,neredeyse su içme kaplarının içine düşüyordu.
Daha bir çok cins köpek yavruları vardı. Kimi gözünün içine bakıyor “al beni” der gibi, kimi üzgün bakışlarla sözde “burada işim ne,annemi özlüyorum” demeye çalışıyor,kiminin de dünya umurunda değil şaklabanlık yapıyor “haydi gidelim,birlikte eğleniriz”demek ister gibi…İster istemez etkileniyor insan…
Yıllar önce bir arkadaşımızın köpek barınma evine gitmiştik,eşim ve çocuklarımla. Bayram nedeniyle sahipleri tarafından bırakılmış on ya da onbeş köpek vardı.Bizim seslerimizi duyunca hepsi birden umutlanmış,almaya geldiğimizi sanarak.Hele bir tanesi gözlerinden yaşlar gelerek ağlamıştı,sesimi sahibesine benzeterek…neyse… hüzün(!) bu gün cezalı,almıyoruz içeriye…
Değişik bir çok hayvanlar getiriyorlar.Bir keresinde timsah yavruları vardı,çok etkileyici ve bir o kadar da insanın içini ürperten.Bir de büyükçe(!) boa yılanı vardı; istek üzerine getirmişler,camın içinde kafasını kaldırmış… Zevkler ve renkler tartışılmazmış.
İşte böyle dolanırken; kocaman bir akvaryumun üstünde birbirinin üstüne çıkmaya çabalayan,itişip kakışan,tüm bunları yapmaya çalışırken kimi ters dönen ve eski konumuna gelmek için debelenen bir dolu mini kaplumbağa ile karşılaştım…Epeyce seyrettim o canlılıklarını ve en itişip kakışan,iki yanı kırmızı kafalarını ileri doğru uzatıp bir şey görecekmiş gibi sağa sola oynatan iki yaramaz sevimliyi seçtim…artık evimizin bireyi oldular.
“Smiley” koymaya ne kadar gereksinimim varmış…
Yüzümüzden gülümsememiz eksik olmasın…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 160, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Aralık 29th, 2007 at 23:58
Valla benim annem olsa ne işi var bu hayvanların burda git doğal ortamlarına götür diye kızardı
Aralık 30th, 2007 at 01:09
Anneniz haklı ama o hayvanları doğal ortamlarından koparıp getirenlere kızmalı, size değil…Bir kez evcil ortama alıştıktan sonra , getirildikleri doğal ortama geri götürüldüklerinde uyum sağlayabilmeleri için, yeniden eğitilmeleri gerek…En iyisi siz,kendiniz(!) bunu da göz önüne alarak ne yapacağınıza karar veriniz ve annenize de açıklayarak gönlünü alınız.Anneler kutsaldır,anneler haklıdır ama…gerçeği de görürler,bilirler…kabullenirler…kendimden biliyorum…çünkü ben de bir anneyim.