27 Aralık, 2007 tarihinde fatosh yazmış

Hiç demeseymişim bunaldım diye,öyle değil böyle olur der gibi geçti iki günüm…Bir dolu hastalıkla boğuştum…kendim değil oğullarım…anayız ya daha çok üzülüyoruz …bize olsaydı da onlara olmasaydı diye…hala bu yaşta bile…Doğan Hızlan annesini yitirmiş,başı sağ olsun,Allah rahmet eylesin.”Ana oğul gibi değildi ilşkileri,arkadaş ve arkadaştan öte” diyor neredeyse tüm arkadaş ve yakınları “tanımadan bizim dertlerimizi,hastalıklarımızı bile sorar,ilgilenirdi” diye ekliyorlar.Evet,hiç şaşmayın,öyle analar çoğunlukta…uzağa gitmeye gerek yok…O denli ki tüm gençler senin çocuğunmuş gibi onlarla sevinip,üzülebiliyorsun…Allah onlara iyi günler göstersin ve yardımcıları olsun diye yazılarında dahi dualar edebiliyorsun…

Hastane acilinde  saatler geçirdim dün…Acil ya adı üstünde herkesin derdi acil,olmasa orada işi ne? Oysa ki gelenler acımasız ilk kendileri olacak,öne geçecekler,hasta yeri değil  pazar yeri adeta “can pazarı”…Hastayı götüren de çıkana dek en az hasta kadar sarsılıyor ,belki daha çok…Yoğun bir kalabalığa karşın işini görmeye çalışan doktor ve diğer çalışanlar,yine de başarılılar…Laboratuvar önü yoğun; tahlil vermeye çalışanlar vermek için,vermiş olanlar almak için görevlinin başına birikmiş…herkes haklı…doktora götürecek ki sonuçlansın işi…Radyoloji  de diğer birimler de aynı yoğunlukta…ama bilgisayar sistemi ve bandrol olayı ile işleri çabuklaştırmışlar,bir de biz de sabırlı olabilsek…Kendimi de içine katarak söylüyorum panik bir toplumuz…çoğumuz…

Dikkatimi çeken bir husus da hasta getirenlerin neredeyse sülalecek gelmeleriydi.Annesinin kucağında meme emen çocuktan tutun da bir,iki,üç sırayla gidin o yaştaki çocuklarıyla gelen bir ailenin babasına serum takmışlar,bitmiş ama iğne kolunda takılı….Adamcağız doktora görünecek ve taburcu olacak,odanın kapısında beklerken karısı “çocuk ağlıyor,kucağına al,seni istiyor” dedi ve adam serumun iğnesini düşünmeden çocuğu aldı kucağına,iğne de kolunu kanattı.Bebeğin emziği düştü,üstüne şişeden su döküp elleriyle sildiler ve ağzına tıktılar.Bir hastaya beş kişi hemen hemen prosedür! bu… Hastadan çok insan kalabalığı…

 İki adam koşturarak içeri girdi,birinin kafası yarılmış ve başka bir yerleri de sanırım,kanlar içinde ve görevli “beyefendi arabanı otoparka çek” diye peşine takılmış o da koşuyor.Hepsi haklı;adam canının derdinde ,görevliyse ambulans gelirse araç yolu kapatmış diye düşünüyor.Neyseki arabanın anahtarını verdiler bu olay öylece kapandı.Bir kaç bağırtı daha oldu ama pek fazla büyümeden onlar da önlendi.Çok fazla sayıda güvenlik görevlisi var,çabucak araya giriyorlar…Acil ya! sinirler gergin…doğal olarak…

Doktora teşekkür ettik,elimizi uzatıp tokalaştık,şaşırdı.İyi çalışmalar ve kolaylıklar dileyerek ayrıldık yanından.Her görevliye de ayrıca teşekkürler ettik,onlarda şaşırdı.Evet görevleri yapmalılar ama o yoğunluk içinde tam yirmidört saat çalışıyor o doktor…Her ne durumda olursak olalım  “teşekkür ederim” demek zor olmamalı…diye düşünüyorum.

Dönüş yolumuzda “Allah hastanalere düşürmesin ama başımızdan eksik de etmesin” dedik…

Hepinize,hepimize sağlıklı günler…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 58, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

“Ne desem ki…hep “iyilik” demeliymiş…!” yazısına 2 Yorum yapılmış

  1. İnşallah, bir daha geçmiş olsun mesajı yollamam. Fato hanım, bir kez daha
    geçmiş olsun. Anne,baba olmak zor bir zanaat. Allah sabır versin,üzüntünüzü
    bir baba olarak paylaşıyorum. Yazılarınızı takip ediyorum,özellikle babaannenizle
    ilgili hatıralarınızı severek okuyorum. Sağlıcakla kalın,hoşça kalın.

  2. Amin,umarım hastalıklar uzak olur tümümüzden ve sabır, hep sabır …sürekli… yaşamımızın her anınında neredeyse…gerekli oldu.
    Yazılarımı okumanızdan mutlu oluyorum,bir baba olarak paylaşımınızsa sevindiriyor…sağolunuz.
    Babaannemi meğer ne çok seviyormuşum,öyle çok şey paylaşmışız ki…anılarımın çoğu bölümü onunla ilgili.Siz okudukça ben paylaşmayı sürdüreceğim…Sağlıcakla kalın,hoşça kalın… :)

Yorum yapın