Cuma günü Osmanlıca kursum vardı yani dün…Üsküdar’da…Kitaplarımız , defterimiz derken oldukça ağır bir çantayla okuluma
gidiyorum ve de servisim yok minibüse binmek durumundayım…Uzun bir bekleyişin ardından ayakta yolcusu bol bir minibüs geldi,derse geç kalmamak için zorunlu bindim.Sırtımı cama dayadım,çantaları sabitledim,paramı ödedim ve sarsıcı yolculuğa kendimi uydurdum….
Minibüsün içinde bir uğultu,konuşmalar, yetmiyor gibi iki adımda bir yolcu alımını sürdürüyoruz…Yaşlıca bir bey bindi , nasıl becerdiyse o yoğunlukta düşmeye çalıştı ve o çabalamasının arasında dizimle topuğumun arasında bir yeri “ezdi”…Bu arada kendisini tutmaya çalışanlara avaz avaz “bu İstanbul’da her yere vasıtayla gidiliyor” diye şikayet ediyordu…”Bizim köyde her yere yayan gidiyorduk,ne biçim memleket burası,yaşanmaz burada” diye veryansın ediyordu.Tam dört kişi avaz avaz sevinç gösterisi ile ikisi çok yakın köyden,ikisi uzak akraba çıktılar…Bu arada İstanbul’da nerede oturduklarını da sordular…Bir tanesi …….. ……’da “…….” soyadı olanların çoklukla yaşadığını söyledi ve “haber ver sizin köye ,oraya gelip yerleşsinler” diye akıllar verdi…
Bir de yere “çömmüş” evet aynen, çömelmiş değil öyle bir şekil ki başka türlü nitelendiremiyorum… gençten biri en arka sırada oturan anne ve kızına “şimdi Üsküdar’ı gezeceğim,Kadıköy diye bir yer varmış o da güzel mi,gezeyim mi?Ada’ya da gideceğim,orada araba var mı?”diye sordu.Kadıncağız “ne işin var burada, niye geldin İstanbul’a?” dedi.Dayanamadım “İstanbul’un taşı toprağı altın” diye ünlendim…”He yaa,bize de bi iş çıkaa” dedi çömen oğlan….
Ben bir minibüs yolculuğu yaptım…
Yorum yok,sonuç yok…
Başım ağrıyor bugün…”Hal ve gidiş” diye bir not durumu vardı karnelerimizde,ilkokulda…Çoğunlukla “pekiyi” yazar geçerdi öğretmenlerimiz…Birden aklıma geliverdi…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 208, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapın