24 Kasım, 2007 tarihinde fatosh yazmış

İlkokul anılarım Salacak ve Kız kulesini çağrıştırdı.Bir Salacak Gazinomuz ve plajımız vardı eskiden gitmeye doyamadığımız.Salacak’tan gün batımı ömre bedeldi ,yine öyledir ve hala seyrine doyamam…alır götürür beni…götürdüğü yere kadar…

Okulumuz sabahtan akşama kadar eğitim verirdi ve öğle tatilimiz vardı bir saat.Eve gidip yemek yerine bir börek alıp Salacak’ta yemek için anneme yalvarırdım.Eğer izin alamamışsam ki çoğu kez öyle olurdu,evden koşa koşa dönerek birkaç dakikalığına olsun gazinoya giderek denize ve Kız kulesine bakmak isterdim.

Evlendiğimde ilk evimiz Üsküdar’ın Doğancılar semtindeydi ve çok severdim.Kız kulesi manzaralı “Arabın yeri” mekanımızdı…Eminönü’nden Salacak’a bir küçük vapur kalkardı…Eşimle çoğu kez o vapura binip giderdik,iş dönüşü evimize.Küçücük bir iskele vardı Salacak’ta hala orada ama asfaltın yarım metre altında,boynunu bükmüş bir durumda ve denize metrelerce uzak…hüzünlü ve buruk.Plajımızı balıkçılar barınağı yaptılar,Çifte kayalar yeni yapılan yol nedeniyle “yapay” oluşturuldu…günümüzde çoğalan bir dolu yapaylıklara eş…Acı veriyor tüm bunlar…Modernleşiyoruz,nüfus artışı yaşıyoruz…taa ki “yükünüzü kaldıramıyorum gayri”diyerek silkeleninceye dek dünyamız…

Çocukluğumdan beri bir hayalim vardı(şimdi bile ah keşki olsa dediğim);Kız kulesi tümüyle kitap dolu,müzik sistemi full,yiyecek stok edilmiş ve içinde ben yaşıyorum…Kız kulesi açıldığında sevinçle gittim.Yanımda kitabım yoktu çünkü doyasıya kurgu yapacaktım …Orada geçirdiğim o eşsiz saatler unutulmazdı.Öncelikle son derece sessizdi…Vapurlar yanınızdan geçiyor, bir iki balıkçı kayığı var,hafif bir rüzgar,hafif bir müzik ve siz içeceğinizi yudumluyorsunuz… deniz ve yosun kokusu  eşliğinde…Gün batımını izliyorsunuz…Kurguyu, kendini kanıtlarcasına canım İstanbul’um yapıyor olanca güzelliğiyle…size gerek yok…

Hep söylerim “onca yaşama güçlüğüne karşın İstanbul’um seni çoook seviyorum”diye.Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçerken ;motorun en önünde durup, kollarını iki yana açmış “İstanbul’um seni çok seviyorum” diyerek kucaklamaya çalışan birini görürseniz o benimdir… :)

 İstanbul dışına çıktığımda; gittiğim yer Anadolu’da ise İzmit’te denizi gördüğüm an,Avrupa yakasında ise Boğaz köprüsünden geçerken mutluluğum geri geliyor…

Anılar çok şey çağrıştırıyor;kimi mutluluk dolu,kimi hüzün…ama iyi ki yaşamışız bir şeyleri ve oluşmuşlar…

İleride de bugün yaşadıklarımız anılarımızı oluşturacak…

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 565, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

“Salacak ve Kız kulesi” yazısına 6 Yorum yapılmış

  1. Dusuncelerinizi anliyorum. Bende bir Salacak’liyim. 1970 de ayrilip Sikagoya geldim. Halen arkadaslari ve Salaca’gi ozluyorum. Bu kadar degistigine cok uzuluyorum. Ozelligini koruyamadilar yazik. Istanbul kimlere kaldi. Guzelim sehrin tabii guzelliklerini koruyamadilar.

    Halen 1960 ve 1970 lerdeki Salacak resimlerini bulmaya calisiyorum.

    Iyi Gunler

    Mustafa Akyol

  2. Yorumunuz için teşekkür ederim Mustafa bey…Duyduğunuz özlemi düşünemiyorum…onlarca yıl uzaklarda…haklısınız…
    Bozulması için yapılan her türlü çabaya karşın direniyor İstanbul’um…nereye dek…hele hafif puslanıp çirkinlikleri örtünce gün ışığı…yine seyri doyumsuz…

    Salacak ve Kız kulesi… yakında yeniden beni konuk edecek…sizlerin gözüyle bir kez daha…

    İyi günler ve uzaklara selamlar…

  3. Talat TÜRKOĞLU
    Eylül 28th, 2008 at 20:56

    Hanımefendi doğma büyüme İhsaniye Alt Sokakta oturuyorum.Yaş 60 ,
    emekli subayım.Hemen her gün Dalanın gazabına uğrayan yolda yürüyor ve
    eskiyi anıyorum.
    Bahsettiğiniz vapur (Tarzınevin , Dilnişin…)önce Harem İskelesinden yolcularını alır,sonra Salacağa uğrardı.Yolcuların her birinin yeri
    belliydi.Yaz aylarında bu vapurların üstüne çıkıp denize atlayan gençler , onları kovalıyan çımacılar bir alemdi.
    Plajımız vardı,plajımızın üstündede Salacak Bahçemiz.Yarabim o ne
    güzellikti.Daha çocuk denilebilecek yaşlarda bu güzellikleri kavrayabilmekte başka bir güzellikti.
    Bayırdan aşağıya inen yollarımızı,önünde denize girdiğimiz sahilimizi,
    ağaçlarımızı gerçektende korurmuşuzda farkında değilmişiz.
    Arap ortaokul arkadaşımdı,çok kereler çoluk çocuk bizde gittik hatta bir iki defa İhsaniyeliler geceside düzenledik.
    Bir müddet görev nedni ile muhittende şehirdende uzaklaştım.Döndüğümde
    infaz yapılmış,sahil talan olmuş,medeniyet uğruna bir çok tabiilikler
    sunileştirilmişti.
    Bu şehir biraz şanssız.Belediye Başkanlarını hep dışardan gelenlerden
    seçiyoruz.Şehrin tarihini , yaşantısını , espirisini anlamıyanlardan medet umuyoruz.Adamlar belkide iyi niyetle bir şey yapsada olmuyor.
    Kısaca aşı tutmuyor.
    Adı geçen vapurların fotoğrafları kendi sitemde (balikbahane)vardır.
    Bunların sizi duygulandıracağını biliyor,yazılarınızın devamını bekliyorum,saygılarımla.

  4. Talat bey merhaba;

    Öncelikle teşekkürler ediyorum,yazımı okuyup,yorumladığınız için…Ben de hemen sitenizi “http://www.balikbahane.com” gezdim ama o fotoğraflar kısa sürede bakıp geçilecek değil…anıları akla getirerek uzun süre bakmak gerekenlerden…Ayrıca siz de anılarınızı yazmışsınız,onları da ayrıca okuyacağım…sitenizi yer imlerime ekledim…
    İhsaniye en güzel semtlerimizden biri…ne mutlu size…Ben de doğduğum sokağı”Gülfem Hatun yokuşunda… küçük bir kız yaşardı” başlığında yazmıştım…”Bana bir masal anlat”yazımda da eşimle “nostalji gezisi”nde duyumsadıklarımı…ve eski günlere özlem,dile geliyor hep…Ne yazık ki değerler, her açıdan hızla yitiriliyor…
    Yazılarımda da eskiye özlemle Şemsi Paşa Kütüphanesi’nden, Üsküdar’dan ve canım İstanbul’umdan çokça yazarım…
    ve sitenizdeki fotoğraflar,gerçekten duygulandırıyor…

    Yazılarımı okumayı sürdüreceğinizi bilmek bana onur verir…Teşekkürlerimi yineliyorum…Saygılarımla…

  5. Talat TÜRKOĞLU
    Eylül 30th, 2008 at 10:27

    Hanımefendi ben esasında bir fen adamıyım,yazmasını pek beceremem .Ancak çocuklarımın zorlaması ve belkide ‘Bir zamanlar bizde gençtik,o gençliği boşa tüketmedik’ bir diğeride galiba ‘Miras bırakma’
    düşünceleri ile yazıyorum.
    Biliyorum sizinki gibi akıcı değil,olsun diyorum,devam ediyorum.
    Lütfen yazılarınıza devam edin,gerçekten haz duyarak okuyorum.

  6. Talat bey;

    Bence yazı,içinden gelenleri yazıya dökmektir…Öylece değer kazanır…yalnız kendine ait olmasıdır,önemli olan…ve yazanı olabildiğince içtenliğiyle anlatmasıdır…duygu ve düşünce bütünüyle…
    Benim her alanda öğrenme eğilimim vardır…Big bang teorisi örneğin…elimden geldiğince öğrenmeye çabaladım ve paylaştım…Olası Marmara depremiyle ilgili iki siteye üyeyim ve İTÜ Deprem Tahmin Projesi’nin yakın izleyenlerindenim…Jeoloji ve jeofizik bile ilgi alanlarım içine girdi bu nedenle…Bence fenle ilgilenmek ufkunuzu açmıştır…bir yazınızı okudum…oldukça akıcı ve güzel anlatımla yazılmıştı…kutluyorum…
    Site, oğlumun armağanı…”hakkımda” ve öteki yazılarımı okuduğunuzda benden bir bütün oluşacaktır,zihninizde…İnşaallah torunlarım (olduğunda)ve oğullarım arada okuduklarında…benden parçalar bulacaklar…onlarla paylaşmadıklarımı da…
    Sağ olunuz…evet yazıyorum ama okuyup paylaşan dostlar dolayısıyla güç kazanıyorum…

    Saygılarımla…

Yorum yapın