Günlerdir facebook la boğuşuyordum,sonunda bir ilkokul arkadaşımı buldum.Üsküdar Ayazma İlkokulu yazarak aratınca bir sayfa açıldı ve benim doğduğum yılda doğmuş bir arkadaş “Bu tarihte doğan var mı?Ben de bu siteye katılabilir miyim?” gibi cümlelerle giriş yapmış “Aaa ne demek tabii ki buyrun.”larla karşılanmış…Ne kadar taktırmış çocuklarımız,gençler kafamıza şu yaşımızı.Aslında bizler öyle görmüyoruz kendimizi;artık eşimizle başbaşa kalıp,şööyle kafa dinleyeceğiz ve gezeceğiz.Gençlik koşuşturulurken yaşanamıyor,durulduğunuz anda da gençler isteklerinizi gerçekleştirmek istediğinizde “bu yaşta mı?” diyor.Bunun ortası yok muuu?
Konumuza dönelim, arkadaşımla tam 45{kırkbeş yıl, neredeyse yarım asır haklılar mı ?hayır,ömürler uzadı
} yıl önce ilkokula birlikte başlamışız ve tam beş yıl aynı sınıfta okumuşuz…İnsan o günlere gidince gerçekten bir duygu seline kaptırıyor kendini.Benim ilkokuldan bugüne görüştüğüm bir arkadaşım vardı,ağabeyi de eşimin arkadaşı olan, onların evinin karşısında oturuyorlarmış o zamanlar…Artık ne o eski evler kaldı,ne o eski Üsküdar…bunca bozulmuşluğun yansıması gibi elden gidiyor,modernleşiyoruz ya!
Dün gece boyunca ilkokul fotoğraflarımı nereye koydum diye düşündüm.Sabah bir tanesini buldum,3-B sınıfı…Hemen hemen tüm arkadaşlarım gözümün önüne geldi; o günkü halleriyle ve ilginçtir davranış biçimleriyle de…Babaannem de hep eskiyi anımsardı ama hele bir durup düşüneyim,annem ne yapıyor? O da eski resimlerini çıkarıp okul yıllarını ve arkadaşlarıyla anılarını anlatıyor…Eh görünen o ki ben de onların izindeyim :) ve arkamızdan gelen nesil de bunu yapacak…Döngü demişler adına…Dönsün dönen…
Bugüne dek görüştüğüm ilkokul arkadaşımı da saatin geç olmasına bakmadan aradım,o da anımsadı ve hatta başkalarının da adını verdi.O günlerden konuşmak bile mutlu etti bizi ama aynı zamanda içimiz de burulmadı değil…
Dilerim sağlıklı bir şekilde yaşayacağımız uzun yıllar boyunca,hep arkadaşlarımızı buluruz ve onların mutlu yaşamlarına ortak oluruz.
Dilerim çocuklarımızın da iyi birer yaşantıları olur ve günü geldiğinde onlarda kendi çocuklarıyla böyle tatlı çekişmeler içinde arkadaşlarını arıyor olurlar.
.
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 318, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Aralık 15th, 2007 at 23:43
:))))
Bu ilk okul arkadaşınızı bir yerden gözüm ısırıyor ama :)) Facebooka o karşı komşuyu bekliyoruz hala. Şaka bir yana 47 sene evvel başlayıp belki 42 seneden bu yana sessiz kalan arkadaşlık aradan geçen onca senelere rağmen insanda kıpır kıpır duygulara yol açabiliyor, gözlerini doldurabiliyorsa çok doğru temeller üzerine kurulmuş olmalı. Ya da belki daha doğru bir ifade ile çocuk masumluğunun eseri.
Büyüklük arkadaşlıkları da böyle olsa.. Koşulsuz, çıkarsız..
İyi ki girdim facebook’a
Aralık 30th, 2007 at 02:30
Şu an ayrımsadım ki yorum yazım da hosting firmasının hard diskinin yanmasıyla yok olmuş…bazı yazdığım yazılar gibi…
Yeniden okuyunca aynı duyguları yaşadım…üstelik iki senelik bir eksiklik bile yapmışım…tam 47 (yazıyla kırkyedi) yıl…öncesi…Nurcan’dansa hala ses yok facebook için…gelir umarım,bir gün…
“İnsanlar yedisinde neyse yetmişinde de odur” derdi rahmetli babaannem…haklıymış…”bir ara eğitiliyor gibi oluyorlarsa da sonunda özüne dönüyorlar babaanneciğim” diye ekliyorum…Bu nedenle biz içimizde hep o koşulsuz,çıkarsız duyguları barındırmışız…sonradan eklenmemiş…
Teşekkürler ediyorum yorum için…geç de olsa…