18 Ekim, 2007 tarihinde fatosh yazmış

Pazarımız kurulur, her perşembe günü.Aslında o kalabalık, gürültü, bir türlü ellerindeki pazar arabalarını nasıl taşıyacağına karar veremeyen ve aniden durup arabanın ya da onların üstüne çıkmanızı sağlayan (!) hemcinslerim,aniden bağırıverip yüreğinizi ağzına getiren çığırtkan satıcılar…sıkılırım ama gitmeden de olmuyor.

Kızım (evet iki oğlum var ama biri evlendi ya oldu bir de kızım,bu nedenle yazılarımda kızım diye dile getireceğim ve bir daha açıklama da yapmayacağım)” hafta içinde pazara birlikte çıkabilir miyiz ?”diye sorunca sözleştik, geldi,yemek yedik ve kahvelerimizi içip pazara çıktık.Eh! İlk paragraftaki tanıma birebir uyan topluluk içine biz de katılmış olduk.

Bir Çinli’m var pazarda;her hafta mutlaka tezgahına uğradığım,hatırını sorduğum ve işin rast gitsin dileğinde bulunduğum ve de hep adını da sorup unuttuğum.Bu hafta parlak bir fikir geldi aklıma: “ben bir isim koyayım,gayri unutmam” deyu :) Kızım bu işe çok güldü ama haklıymışım,akşamına adını unuttum…”Şiva” olsun adı… Şiva’cık buraya çalışmaya gelmiş gencecik bir kız. Pazarcılardan kimileri,sağolsun aslan erkekler,gözümün önünde bile şahit olduğum “şakalaşmalarını” yapıp benden “zılgıt yediler”.Anayız ya,yalnız kız, sahipleniveririz hemen.Neyse epeydir,Şiva’nın sağlam duruşu karşısında saygılılar.

Tezgahında bana ilginç(!) gelen bir şeyler mutlaka bulunuyor,almasam da bakıyorum.Kızımla tanıştırdım ve “siz de çıkar mısınız ana kız böyle alışverişe? ” diye salakça bir soru sordum.Sonra toparlamaya çalıştım,kızcağızın içi cızz etmiştir,diye düşünerek.Memleketinden kilometrelerce uzakta; ekmek parasını çıkarmaya çalışıyor, o pazar senin bu pazar benim dolaşıyor,kimbilir nasıl koşullar altında yaşıyor ve de elinde yemek niyetine bir simit parçası kemiriyor… Haftaya sandviç hazırlayıp götürmeye karar verdim.Umarım bir şeyleri aklına getirip özlemini kıpraştırmamışımdır.Ama o sessizce işini yapıyor, güleryüzle ve yakınmasız…Beni görünce o değişik şivesiyle “merhaba,hoşgeldiniz,nasılsınız?” ve eğer bir önceki hafta çıkmadıysam pazara “geçen hafta uğramadınız,nasılsınız?…”diyerek… güleryüzle ve yakınmasız….

Kafamın içinde döndü durdu şu ana dek tüm olanlar.Nerelere kadar vardırdım senaryoyu,bilemezsiniz…Onlarca,yüzlerce,binlerce Şiva,Ayşe,Songül…adının ne olduğu,ülkeleri farketmez, yaşamları birbirine benzer; düşleri farklı,umutları aynı… Dilerim Şiva’cıkların yüzündeki gülümseme hiç solmaz,aslında rahat ve mutlu bir yaşamları vardır,yoksa da bundan böyle olur.

Zor şey… yaşama tutunmak…Hep çevremize bakıyoruz ama acaba görüyor muyuz???

Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 1134, bugün ise 3 kez görüntülenmiş

“Çinli kız, Şiva?” yazısına 3 Yorum yapılmış

  1. fatoş teyzecim,üşenmedim vakit ayırıp okudum.senin yazı dilin ne kadar da güzelmiş.

  2. zeynep beslekoğlu şöyle diyor:
    iyi akşamlar.Sıra arkadaşımda ne cevherler varmış.yazılarınızı okudum
    fatma abla.Günlük hayatın keşmekeşi içinde fark edemediğimiz ne çok olay
    varmış yazıları okudukça daha iyi anladım.yazıları çok sıcak ve samimi
    buldum.sevgiyle kalın

  3. Geciken yorum yanıtlarım oluyor bunlar…Çinli Kız Şiva neden bu denli çok okunmuş?…neler yazmışım geçmiş günümde?…diye…geri dönüp okudum…ve gördüm ki yanıtsız teşekkürsüz…iki yorum,boynu bükük duruyor…

    Seda’cığım…ve Zeynep’ciğim…çok teşekkürler…ikinize de…uzun gecikme için,gerçekten üzgünüm…Her ikinizi de öpüyorum…ve sevgilerimi gönderiyorum…

Yorum yapın