Üniversitede okurken bile, babamın(nur içinde yatsın) kesin kuralı vardı; “erkek arkadaşın olmayacak,yan yana görmeyeceğim,yoksa okuldan alırım” diye.Evet İstanbul’da doğmuş,büyümüştüm ama kural kuraldı veee erkek arkadaşım vardı.
Babam görürse diye tir tir titrerdik korkudan buluştuğumuzda (şimdi “buluşmanın adı da çıkmak olmuş” ya,nereye çıkıyorsun,bal gibi buluşuyorsun… neyse)….ne günlerdi… bir heyecan,mutluluk olurdu ve ilişkiler,arkadaşlıklar…günümüzdeki kadar ucuz (!)değildi , bu kadar kolay (!) harcanmıyordu…kutsaldı…
Okul bitmeden evlendik ama okullarımızı da bitirdik.
Hem işte çalışıyor hem de sınavlara giriyorduk ve de evliydik.Eşim yemek yapmayı bildiğini iddia ediyordu,birşeyler yapıyordu da…Bense yumurta pişirmeyi biliyordum yalnızca.
Evlenince ikimiz özgürce,korkusuz gezeceğiz…hep gezeceğiz sanıyordum kiii meğerse bir dolu iş varmış yapılacak ve yaşamak için gerekliymiş bunlar.
Yemek yapmayı bile öğrendim :( Ama pişirdiğimi sanarak neler neler yaptım hala güldüğüm.Bir keresinde tavuk almaya gitiğimde,tavukçu yanımda içini çıkarıp temizleyince(nerdeee şimdiki gibi temizlenip poşetlenmiş tavuklar)benim de içim döndü.Eve gelince tavuğu bir güzel deterjanla yıkadım ve suya koyup(o kadarını mantık yoluyla buldum)pişirmeye başladım.Sonuç köpükler içinde bir tavuk….Attık…
Hala hayıflanır dururum niye bir “yemek kitabı” almayı akıl ettim de yemek yapmayı öğrendim diye.O gündür bu gündür uzmanlaşmış bir şekilde yap dur…
Sloganım: “yemek için yaşamamalı,yaşamak için yemeli” olsa da yaşlandıkça tersini yapar oldum…Ben değil kilolarım öööylee diiyooor.
Not:Yazarken hata yapmışsam düzelteyim diye baştan sona okudum.Dinazor çağından mı geliyorum diye kendimden kuşku duydum.Kaçıncı yüzyılda yaşamışım ben ya da özentimizden hızla mı tüketmişiz bazı şeyleri?
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 19, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Yorum yapın