Bugün TRT 1 TV de Evlilik Kurumu gündeme getirildi…dolasıyla kadın-erkek ilişkileri…Aslında geçen yıldan beri Ademler ve Havvaların karşılıklı sorunları çözülemedi…dünya varolduğu sürece çözüleceğini de sanmıyorum
Geçen yıl Adem Adem’dir,Havva da Havva.Öyle kabul edilebildiği an sorun biter diye bir sonuç çıkarmıştım.
Evliliğimin 16. yılında Prof.DR.Kurban Özuğurlu ‘nun(doçentlik tezi olan) Evlilik Raporu kitabını okumuştum.Başında” kadın haklarının ülkemizde yasallaşmasının 50. yılı nedeniyle tüm kadınlara”yazıyor.Bizse günümüzde hala evde,işte ve sokakta kadınların varlığını kanıtlayabilmesi için uğraş veriyoruz.O günden bugüne değişen kadınların iş hayatında daha çok yer alması olmuş.
” Topluluk içinde birliktelikte eşlerin uyumsuz olmasıyla varlık hiçlenmesi sorunu ,sıklıkla iç içe olan ve iletişimi bozan bir yaşantı olarak ortaya çıkıyor.”
“Özellikle kocasının kendisini beğenmediği yolunda sezgisi olan kadınlar,topluluk içinde kendilerini kabul ettirme çabası içinde oluyorlar.”
“İdeal evlilikte günlük yaşamlarında ‘biz-benliği’, ‘ben’ ve ’sen’ yerine geçebiliyorsa eşler evlilikte ‘bütüncül uyum’ içindedirler diyebiliriz.”
“Evlilik özel bir iletişim sistemidir.Yalın anlamda cinsel ilişkiden,en karmaşık evlilik ilişkilerine kadar,kurabildikleri her türlü beraberlik,aralarında iletişime dayanır.”
“Eğer bir evlilik ilişkisinde erkek sevilmek,sayılmak ve güvenilmek istiyorsa,karısını sevmeli,saymalı,ona güven vermeli ve güvenmelidir.”(Bence bu kadın içinde geçerli,kısaca karşılıklı olmalı diyorum.)
Günümüzde kadınların iş hayatına atılmasıyla birlikte temel sorun yerinde dursa da çok şey değişmiş bulunuyor.Örneğin;kadının ekonomik,sosyal bağımsızlığını kazanması ve bu nedenle sorunları olduğunda“niçin eşimi çekeyim”diyerek boşanmaların önemli ölçüde artması.Varsa çocuklar ayrı sorunların başlangıcı doğal olarak…Hatta bazı genç kızların çevrelerinde gördükleri bu örnekler nedeniyle evlenmemeye karar vermeleri.Tabii erkekler bu yeni durumdan şaşkınlar ve onların çoğu da evlenmeyi “mahkumiyet” olarak görüyorlar.Aslında demek istedikleri “sorumluluk almaktan kaçınmak” bence…
Herşeyi birlikte paylaşmanın evlilik için olmazsa olmazı diye yanlış bir anlaşılma var.Bence sınırlar konulsa,paylaşım sınırlarla belirlense ve bazıları da birlikte yapılsa…İşte burada “sağlıklı iletişim” ve “biz-benliği” gerekiyor.
“Sağlıklı ve normal bir iletişimin bulunmayışı,karı kocanın aralarındaki sorunları algılayıp kavrayamamalarının başlıca nedenleridir.”
Boşanmaların artması ya da evlilik dışı ilişki ne yazık ki yaygınlaşıyor.
“Her ne kadar kadın kocasından başka bir erkeği,sanıldığı gibi,kaba cinsel ihtiyaç için aramasa da çoğunlukla.Ama evlilik dışı ilişki kurmak erkek için hangi ihtiyacı gideriyorsa,kadın için de o anlamda bir ihtiyacı giderdiğini kabul etmeliyiz.”
“Evlilikte eşlerin birlikte oluşturdukları bir dünya varolmadıkça karı kocanın iletişimde çatışmaya girmeleri kaçınılmaz oluyor.”
“Temeldeki sorunla yüzyüze gelmek belli bir kişilik gücü ister.”
“Belki bir tarafın daha anlayışlı,hoşgörülü ve özverili davranmasıyla bir uzlaşım sağlanabiliyor.Fakat geçerli olan iki tarafın da böyle davranabilmesiyle daha sağlıklı bir uzlaşma biçimi geliştirip kurmaktır.”
Ben ne mi yapmışım??? Tüm kitabı okuduktan,hocamızın değerli bilgilerinin bazılarını,yukarıda tırnak içinde yazdıklarım dahil daha nicelerinin altını kırmızı kalemle çizip notlar aldıktan sonra uyguladığım tek örnek son yazdığım paragraftaki”bir tarafın daha anlayışlı,hoşgörülü ve özverili davranmasıyla bir uzlaşım sağlamak”olmuş…
Bu yazı toplamda (10 Aralık 2007 Tarihinden İtibaren) 204, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Eylül 11th, 2008 at 12:05
BU KİTABI BEN 2 YIL ÖNCE OLUDUM.18 YAŞINDAYDIM TEK KELİMEYLE HARİKA BİR KİTAPTI BENCE.HERKEZE TAVSİYE EDİYORUM.BAŞUCU KİTAPLARINDAN BİRİ OLMALI .:)
Eylül 16th, 2008 at 01:50
Merhaba Nurdan;
Yorumunuz için teşekkürler…Boşanma oranının ne yazık ki yükseldiği ve çoğu çocukların zor koşullarda büyümek durumunda kaldığı günümüzde…anne ve babaların okumaları gerektiğine…ben de katılıyorum…
Sevgiler…